Şu yazar için arşiv: Zeynep Luleci
Dünya Klasında Üretim (World Class Manufacturing – WCM) Nedir?
Dünya Klasında Üretim (World Class Manufacturing – WCM) sistemi, üretim felsefesi olarak dünya çapında imalatçılar konumuna yükselmeyi başarmaktır. Dünya klasında üretim felsefesi, organizasyon içindeki herkesi de içine alarak sürekli iyileşmeyi ve gelişmeyi içerir. Bu felsefe ile hareket eden organizasyonlar, kalite, maliyet, lojistik, esneklik ve yaratıcılık gibi rekabetçi avantaj sağlayacak noktalarda sürekli iyileşme fırsatı elde ederler. İş hayatında bu noktalarda meydana gelen gelişmeler işletmelerin hayatta kalması ve karlılığı için oldukça önemlidir.
Sürekli İyileştirmenin Yapısı
Dünya çapında statülerini devam ettirmek isteyen işletmeler, farklı yollar deneyebilirler. Bunlar şirketlerin bir ya da birden fazlasını seçebileceği 4 temel stratejiden oluşur.
1. Tam Zamanında Üretim (Just in Time – JIT)
Tam Zamanında Üretim (Just in Time – JIT), israfı ortadan kaldırmak, ürünleri istenilen zamanda, istenilen miktarda ve kalitede üretip, doğru yere nakletmek prensibine dayanır. Üretimi ve verimliliği arttırmak ana hedeflerdendir. Üretim esnasında bir sonraki işlemin üretimini de göz önünde tutarak iş sırasını belirler. Depolama işleminde sipariş verme seviyesine gelindiğini ve bu noktadan sonra siparişin karşılanması gerektiğini bildiren bu strateji sayesinde en verimli depo hacmi ve üretim devamlılığı sağlanmaktadır.
2. Toplam Kalite Yönetimi (Total Quality Management – TQM)
Toplam Kalite Yönetimi (Total Quality Management – TQM), organizasyon içindeki herkesin müşteri ihtiyaçlarını karşılamak, müşteri memnuniyetini garanti etmek adına, ürün kalite gelişimine katkıda bulunmasını gerektiren bir stratejidir. Üretim sürecinin her noktasında tüm çalışanların fikirleri alınmakta ve çalışanlar kaliteye dahil edilmektedir.
3. Toplam Üretim Bakımı (Total Preventive Maintenance – TPM)
Toplam Üretim Bakımı (Total Preventive Maintenance – TPM), günlük üretim içerisinde tüm çalışanların katkısıyla üretimde kullanılan araç ve makinelerin düzenli olarak bakımının yapılması, arızaların önlenmesiyle; kayıpların azalması ve verimliliğin arttırılması için kullanılan bir yöntemdir.
4. Bilgisayarla Bütünleşik Üretim (Computer Integrated Manufacturing – CIM)
Bilgisayarla Bütünleşik Üretim (Computer Integrated Manufacturing – CIM), şirketlerin dizayn, üretim, dağıtım, satış sonrası servis ve destek gibi alanlardaki operasyonlarını bilgisayar destekli, bilgi teknolojileri ile bütünleşik bir şekilde yürütmesini ifade etmektedir.
Dünya Klasında Üretim (WCM – World Class Manufacturing)
Ford T 1896 – 1927 yılları arasında, dünyada ilk defa uygulanan “assembly line” yani üretim ya da montaj hattı sistemi ile üretilen otomobil modelidir. Montaj hattı sistemi o güne kadar yapılan üretim sistemini değiştirmiş, fabrikalardaki üretim verimliliğinin onlarca kat artmasını sağlamış, kısacası 20. yüzyıl sanayisinin temelini oluşturmuştur. Bu üretim siteminde işçiler önceden belirlenmiş parçaları, belirli bir sıraya göre monte ederek, sonunda otomobili meydana getirmektedirler. Otomobilin hızlı bir şekilde üretilmesi çok sayıda işçinin yan yana gelmesi ile gerçekleştirilebilmektedir. İşçiler bir ya da iki basit işi hiç durmadan arka arkaya yapmaktadır. İşçilerin işlerini doğru bir şekilde yapıp yapmadıklarını kontrol etmek için başlarında ustabaşılar görev yapmaktadır. Bu sistemde montaj hattının durdurulmaması hayati bir öneme sahip olduğu için ufak bir sorunu olan araba montaj hattının sonuna kadar gider, daha sonra hataları düzeltilmek üzere tekrar işlem alanına gönderilirdi. Bu durum zaman kaybına, israfa ve maliyetlerin artmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu sistemde çok sık iş kazaları meydana gelmektedir.
Yalın üretim, üretimde değerle israfın birbirinden ayırt edilmesi, israfın mümkünse yok edilmesi ve bu şekilde değerin ön plana çıkarılması mantığına dayanmaktadır. Yalın üretim sistemi içerisinde Dünya Klâsında Üretim Sistemi (World Class Manufacturing – WCM) ise 1990’ların başında literatürdeki yerini almaya başlamıştır. WCM’nin temel çalışma prensibi iş güvenliği ve israf analizine dayanmaktadır. Üretim sistemi; iş yeri organizasyonu, kalite, bakım ve lojistik olmak üzere 4 temel üzerine yapılandırılır. Sistemde sıfır hata, sıfır arıza, sıfır stok ve sıfır iş kazası amaçlanır.
Üretim sisteminde meydana gelen problemler kalite, lojistik, maliyetler ve dolayısıyla müşteri memnuniyeti üzerinde olumsuz bir etkiye neden olmaktadır. WCM sisteminin sıfır hata, sıfır arıza, sıfır stok, sıfır iş kazası amaçları ile birlikte, üretilen ürünlerin kalitesi yükselmekte ve fiyatları düşmektedir. Bu da müşteri için bir değer yaratmayı ve dolayısıyla müşteri memnuniyetini beraberinde getirmektedir. Üretim yerlerinde daha az işçi çalışmakta, üretim daha çok robotlar tarafından gerçekleştirilmekte ve iş yerinde meydana gelen kazalarda da düşüş meydana gelmektedir. Dünya klasında üretim sistemi hem üretici, hem çalışanlar hem de firmanın potansiyel müşterilerinin memnuniyetini beraberinde getirmektedir.
Yalın Üretim için Kaizenler
Kaizen, iş dünyasında sürekli iyileşme projelerini içeren takım çalışmasına verilen bir isimdir. Japonca “kai” sürekli ve “zen” iyi kelimelerinin birleşmesiyle oluşan kaizen, sürekli iyileşme anlamına gelir.
Kaizen olayları yalın üretim sürecinin bir parçası olarak yürütülür. Kaizenler birçok şekilde uygulanabilmesine rağmen, genellikle bir görev ya da amaç doğrultusunda başlarlar. Örneğin bir markette çıkış hattı sırasını 6 dakikadan 3 dakikaya düşürmek. Bu konuda diğer bir örnek de bilgisayar donanım parçalarından elde edilen geliri % 6’dan %’8’e çıkarmak olabilir.
Görüldüğü gibi hedef açık bir şekilde tanımlanmaktadır. Yani hedef sadece “bilgisayar donanım parçalarından elde edilen geliri arttırmak” değil, geliri % 6’dan % 8’e çıkarmaktır. Ayrıca tanımlanmış bir de başlama ve bitiş tarihi mevcuttur. Pazartesi gününün başlama, Cuma gününün ise sonucun elde edildiği bitiş tarihi olarak belirlenmesi gibi.
Kaizen projeleri uzun süren projeler değildir. Genellikle kısa bir zamana sıkıştırılmış yoğun projelerdir. Yukarıda vermiş olduğum örnekteki gibi, market sıra problemlerini çözmek adına bütün gününü sadece bu işe adayacak 4 – 6 insana sahip olmalı ve beşinci günden itibaren hedefe ulaşmak için 3 gün kalmış olmalıdır.
Yalın üretim neredeyse bütün kaizen etkinliklerini içerir. Yalın üretimin PCDA (Plan – Do – Check – Act) uygulamasıyla doğal olarak birbirlerine uyum sağlarlar. Yalın yönetimin bütün iş faaliyetlerini kapsamasıyla birlikte, kazein etkinlikleri sistemdeki israfları atıp, bunun yerine değer yaratan işleri sisteme dahil etmeye devam eder.
Yalın Altı Sigma (Lean Six Sigma) Nedir?
Altı sigma ve yalın üretim işletmelerde performansı arttırmak için gerekli araçları sağlar. Bu gelişim işlerin artışı, maliyetlerin düşmesi, çevrim veya servis süresinin düşmesi gibi birçok şekilde gerçekleşebilir. Yalın üretim işletmede meydana gelen süreçlerdeki kayıpları ortadan kaldırmayı, iş gücü, hammadde, sermaye gücünü etkin ve verimli bir şekilde kullanarak işletmenin performansını arttırmayı amaçlamaktadır. Altı sigma ise kaliteye odaklanmış durumdadır. Bu nedenle de süreç çok yavaş işlemektedir. Bazı yalın altı sigma projelerinin tamamlanması birkaç ayı bulabilmektedir.
Yalın altı sigma projeleri, altı sigmada olduğu gibi, DMAIC (Define–Measure–Analyze–Improve–Control) yöntemini takip ederler.
Tanımlama (Define) kelimesi doğru projelerin seçilmesini garanti eder. Örneğin, bir ürünün üretilmesi için bir firma çok fazla israf ediyor ve ürün maliyetlerini yükseltiyorsa, bu üzerinde çalışılacak çok iyi bir proje demektir.
Projeyi oluşturacak takım firmanın misyonu ve amaçları ile ilgili çok iyi bilgiye sahip olmalıdır ki doğru projeler seçilip, iyi bir iş çıkartılsın. Çoğu zaman projeler duygusal yöntemlerle, kişilerin gücüyle seçilmektedir ki, bu hem firmaya hem de yalın üretim girişimine zarar veren bir durumdur.
Ölçüm (Measure), hem altı sigma hem de yalın yönetim araçlarından biridir. Altı sigma çoğu zaman histogramlardan, ANOVA, akış grafiği, süreç haritaları, FMEA (Failure Mode and Effects Analysis – Hata Türü ve Etkileri Analizi), zaman etüdü, metotları ve akış analizlerinden faydalanmaktadır.
Analiz (Analyze) aşamasında sonuç belirlenir. Örneğin, hedefimiz hammadde maliyetini % 48’den %38’e düşürüp yılda 620.000$ kar etmek olabilir. Hipotez testi ve beyin fırtınası gibi altı sigma araçları, ölçüm aşamasında kullanılan yalın araçları kadar yararlı olacaktır. Proje daha yalın esaslı olduğu zaman, ölçüm ve analiz çoğunlukla birleştirilir.
Geliştirme (Improve) aşaması problem belirlendiği andan itibaren başlamıştır diyebiliriz. Yalın yönetim PDCA (Plan - Do – Check – Act) uygulamasını yaparken altı sigma DOE (Design of Experiment – Deney Tasarımı) araçlarından yararlanır.
Yalın altı sigmanın en önemli faydası geliştirme aşaması boyunca araç takımının hazır olmasıdır. Geliştirme aşamasında; 5S, kaizen, SMED, OEE, hat dengeleme, çekme sistemleri vb. araçlarıyla yalın üretimden faydalanılır.
Kontrol (Control)aşamasında, çözüm bulunduğu zaman bu gelişmenin sürekli olup olmadığı kontrol edilir. Yalın araçlarından yararlanıldığı gibi altı sigma kontrol grafiklerinden çoğunlukla yaralanılır. Yalın üretim ve altı sigma kombine edildiği zaman sonuç daha güçlü ve güvenilir olmaktadır.
Yalın Üretim Nedir?
Yalın üretim konusunda çok fazla tanım yapılmıştır. Bu tanımlarda en çok vurgulanan kelimeler; israfı azaltmak ve değer yaratan aktiviteler yaratmaktır. Bizim tanımımız ise israfa neden olan bütün aktivitelerin, sürekli olarak elenmesi ve bunların yerine sisteme değer katacak aktivitelere yer verilmesidir. Buradaki anahtar kelime sürekliliktir. Yalınlaştırma işi asla sonlanmaz. Problemlerin çözümü için sürekli iyileştirme ve öğrenme söz konusudur.
Bütün sistemlerde israf mevcuttur. Yalın üretim bunları 7 – 8 kategoriye ayırmıştır. Japonlar israf için Japonca “muda” kelimesini kullanırlar. Sistemdeki israflar yalın üretim tekniklerini kullanarak ortadan kaldırılır. Bu araçlar; JIT, KANBAN, 5S, TPM, KAIZEN, POKA YOKE’dir.
Zaman, ürün, stok, taşıma ve hammadde israfı yapan işletmeler, gereğinden daha fazla üretim ya da süreç icra ederler. Bu israfla birlikte, kar elde edebilmek için ürünlerin fiyatlarını yükseltme yoluna giderler. Bu da satışların düşmesine ve müşteri memnuniyetsizliğine neden olur. Yalın üretimde ise firmalar gerek üretim, stok, lojistik faaliyetlerinde gerekse hammadde kullanımı konusunda daha az hatta mümkünse sıfır israf, hata ve kusur amaçlarlar. Sistemdeki bütün gereksiz aktivitelerin ortadan kaldırılması ile firmalar müşterilerin en çok nelere para ödeyebileceğini belirlemek için müşteri istek ve beklentilerini anlamaya yönelirler. Böylelikle müşteri istek ve ihtiyaçları doğrultusunda, doğru ürünler daha kaliteli ve daha az maliyetle üretilip, müşteri için bir değer yaratılmış olunur. Şunu unutmamak gerekir ki, günümüzde müşteri için bir değer yaratmadan firmaların kar elde etmesi mümkün değildir.
Yalın üretim hiç bitmeyecek bir yolculuk gibidir. Çünkü çalışma ortamında bugün keşfedilen ve ortadan kaldırılan gereksiz operasyonla birlikte bütün süreçlerin yalınlaştığını söyleyemeyiz. Yarın karşımıza başka alanlarda meydana gelen israflar çıkabilir.
Yalın Üretimin Firmalara Avantajları
Yalın üretim, gereksiz ve verimsiz işlerin, aktivitelerin ve davranışların çalışma ortamından uzaklaştırılmasını sağlayacak süreçleri, teknikleri ve stratejileri içermektedir.
Günümüzün rekabetçi ortamında firmalar, karlılıklarını ve verimliliklerini korumak için birçok engelle karşı karşıya kalmaktadır. Yalın üretim yalnızca operasyonel maliyetlerin düşürülmesini değil, firmanın rekabet edebilirliğini de arttırmayı amaçlamaktadır.
Yalın üretimin ortadan kaldırmayı amaçladığı, iş ortamında en fazla israf edilen süreçler tanımlanmıştır. Bunlar üretim, lojistik, stok, atıl süre – hammadde ve arızadır.
Yalın üretim sistemini benimsemenin birçok avantajı bulunmaktadır.
Yalın Üretimin Avantajları
Bunlardan ilki, yalın üretim teknik ve stratejilerinin kullanılması ile üretim süresi azalmaktadır. Yalın üretimle, üretim süresinin azalması, operasyonel maliyetlerde, enerji kullanımında ve işçilere ödenen ücretlerde hissedilir azalmayı beraberinde getirmektedir.
Çalışma alanı, yalın üretimin açık ve etkin bir şekilde yer aldığı ve avantaj sağladığı diğer alandır. Çalışma alanı, operasyonların yürütülmesi için önde gelen faktörlerden biridir. İşçiler ve insan kaynakları uzmanlarının ölçümüne göre, iyi ve etkin yalın üretim tekniklerinin ve stratejilerinin uygulanması ile firmaların fiziksel yer gereksinimleri % 5 ile % 30 arasında azalmaktadır.
Bahsettiğimiz avantajlar, dışarıdan bakıldığında oldukça küçük görünebilir. Ama uygulama alanında firmalara büyük tasarruf sağladığı kesindir.
Yalın Üretimin Verimliliğe Etkileri
Yalın üretimi uygulayan firmaların, üretim verimliliklerinde % 75 ile % 125 arasında artış gözlemlenmiştir. Çünkü zaman ve gösterilen çabalar yalın üretim tarafından öncelikli hedef alınan konular arasındadır. Gereksiz süreçlerin ortadan kaldırılması, çalışanların işlerine daha iyi odaklanmasını ve kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlar. İşçiler iş zamanında herhangi bir müdahale, kesinti olmadan işlerine odaklanırlarsa, verimlilik maksimize edilir. Yalın Üretim şirketlerin hedeflerine ulaşabilmeleri için olmazsa olmazdır.
Gereksiz süreçlerden arınan işletmeler, müşterilerine, onların istek ve ihtiyaçlarına daha çok odaklanma şansı elde ederler. Müşteri memnuniyetinin sağlanması da satışların arttırılmasını sağlar. İyi bir müşteri ilişkileri yönetimi kurmak için daha iyi ürün ve servisler sunmak gerekir.
Neden Üretim Otomasyon Çözümleri Kullanılmalı?

Üretim otomasyon çözümlerini kullanmak için çok fazla neden bulunmaktadır. Bu nedenleri iyi anlamanız ve otomasyonu süreçlere uygularken amaç edinmeniz gerekir.
Öncelikle, üretim otomasyon süreçlerini işinize uygulamak, verimliliği arttıracaktır. Bu sayede üretim sürecinde insan eliyle gerçekleştirilen birçok adım, oldukça hızlı çalışan iş istasyonlarında seri olarak yürütülmektedir. Robotlar oldukça hızlı ve hatasız bir şekilde çalışmaktadırlar. Üretim bandından daha fazla ürün, daha kısa süre içerisinde üretilmekte ve ürünlerin üzerinde müşteri istek ve beklentileri doğrultusunda daha kolay değişiklikler yapılabilmektedir. Kısacası üretim daha hızlı, daha iyi gerçekleşmektedir.
Dönüştürme ve dengeleme maliyetleri üretim otomasyon çözümlerini kullanmak için harika nedenlerden biridir. Çünkü imalat sisteminin otomasyonu ile birlikte atıl kapasite oranı düşer ve üretim süreci daha iyi bir şekilde işler. Bu durum ürün maliyetlerinin düşmesini ve tutarlı olmasını sağlar. Gelişim ve tutarlılık, ürün kalitesine yansır.
Robotlar tarafından üretilen ürünler, insan hatalarından etkilenmezler. Çalışanların yorulması, hastalanması ya da yaralanması, ürün kalitesini olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir. Robotlar, iş yeri güvenliğini, ürünün belirli bir kalite düzeyinde üretilmesini ve firmanın hükümet düzenlemelerine uygun çalışmasını sağlar.
Üretim kapasitesinin arttırılması, ürünler için harcanan sabit maliyetleri de arttıracaktır. Makineye yapılacak olan eklemeler, belirli bir miktarda makine maliyetini de beraberinde getirecektir. Bu her imalat sektörü için geçerli bir durumdur. Bununla birlikte aynı görev için geleneksel imalat sistemlerine yapılacak herhangi bir ek yatırım, robotik otomasyona yapılacak yatırımdan, çok daha fazla olacaktır. Robotlar, geleneksel imalat sistemleri ekipmanları ile karşılaştırıldığında, daha az sermayeye ve daha az hazırlık süresine ihtiyaç duyarlar.
Üretim otomasyon çözümleri ile firma, rekabetçi avantaj yakalama imkanı elde eder. Ürünlerin daha hızlı, daha ekonomik ve daha kaliteli üretilmesi, firma müşterilerinin daha uygun fiyata daha kaliteli ürünler ile buluşmasını sağlar. Ayrıca bu ürünlerin sürekli aynı kalitede ve aynı standartta üretilmesi de oldukça önemlidir.
Pazarlama İletişimi Karması
Teknolojinin, iletişimin ve lojistiğin gelişmesi, müşteri taleplerinin ve seçeneklerinin çeşitlenmesi, firmaları müşteriler ile daha yakın ilişkiler kurarak onların istek ve beklentilerini anlamaya yöneltmiştir. Günümüzün ağır rekabet koşullarında pazarlama ve iletişim bir araya gelerek hedef kitle nezdinde firma imajını olumlu yönde etkilemektedir. Firmalarda pazarlama iletişimi konusunda belirlenen kararların müşteri odaklı olarak, ortak hedefler doğrultusunda planlanması, uygulanması için etkili bir iletişim yani bütünleşik pazarlama iletişimi uygulanmaktadır. Firmaların müşteriye en etkin ve en doğru kanaldan ulaşmasına yardımcı olan pazarlama iletişimi karması; reklam, satış promosyon, halkla ilişkiler, kişisel satış ve doğrudan pazarlama araçlarını kapsar. Bu pazarlama iletişim araçları kullanılarak müşteri ilişkileri oluşturulmakta ve müşteriye değer yaratılmaktadır.
Reklam
Bütünleşik pazarlama iletişimi içinde yer alan reklam, satışların arttırılması amacıyla hedef kitleye ürün ve servislerin tanıtımının yapılması olarak tanımlanabilir. Ticari Reklam ve İlânlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in 4. maddesinde ticari reklam, Mal, hizmet veya marka tanıtmak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek ve ikna etmek, satışını veya kiralanmasını sağlamak ya da arttırmak amacıyla reklam veren tarafından herhangi bir mecrada yayımlanan pazarlama iletişimi niteliğindeki duyuru olarak tanımlanmıştır. Yönetmelikte, televizyon, her türlü yazılı basın, internet, radyo, sinema gibi iletişim kanalları ile açık hava, basılı işler gibi reklam taşıyan malzemeler reklam ortamı olarak belirtilmiştir. İnternet yoluyla yapılan reklamlar da bu Yönetmelik hükümlerine tabidir. Reklam ve pazarlama hedefleri aynı, fakat metotları birbirinden farklı iki süreçtir. Örneğin reklamlarda tüketicileri etkilemek için verilen güzel müziklerin tonlarına pazarlama uzmanları karar vermektedir.
Kişisel Satış
Kişisel satış firmanın satış elemanları tarafından hedef müşteri kitlesine satış yapılmasını ve müşteri ilişkileri oluşturulmasını kapsamaktadır. Günümüzde bir müşteriye sadece satış yapmak yeterli değildir. Aynı zamanda satış yapılan müşteri ile kurulacak iyi ilişkiler sayesinde, onun elde tutulması ve müşteri sadakati yaratılması gerekmektedir. Bu sebeple satış elemanlarının iyi eğitimli ve işini iyi yapan insanlardan seçilmesi gerekmektedir. Bu sayede müşteri ihtiyaçları, beklentileri iyi anlaşılmakta ve sorunları kısa sürede çözülüp müşteri ile olan ilişkiler uzun vadeli olabilmektedir.
Satış Promosyonu
Satış promosyonu, müşterinin bir ürün ya da hizmeti satın almasını sağlamak amacıyla yapılan teşviktir. Kısa bir süre için yapılan indirimler, deneme ürünleri, üyelik kartları ile avantajlı alışverişler vs. satış pormosyonuna örnek olarak verilebilir. Satış promosyonunun başarıya ulaşabilmesi için reklam ve kişisel satış gibi unsurlarla desteklenmesi gerekmektedir.
Halkla İlişkiler
Halkla ilişkiler, gerek özel sektörde gerekse kamu kurum ve kuruluşlarında hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış planlı bir iletişim çabası ve yönetim fonksiyonudur. Pazarlama uzmanları ürün için kusursuz bir kimlik oluşturmaktan; reklam uzmanları hedef kitleye verilecek mesajı iletmekten; halkla ilişkiler ise tüketicilerin mesajı doğru bir şekilde almasından sorumludur. Halkla ilişkilerin hedefinde halk, çalışanlar, tedarikçiler, ortaklar, hükümetler, işçi grupları veya tüketiciler olabilir. Diğer bir deyişle halkla ilişkiler sadece pazarlama aktiviteleri ile değil, idaresel işlerle de ilgilenir. Pazarlama amaçlı yapılan halkla ilşkilerin hedef kitlesini tüketiciler oluşturmaktadır.
Doğrudan Pazarlama
Günümüzün rekabetçi ortamında hedef müşteriye ulaşmak ve müşteri odaklı çalışmak için kitlesel pazarlamadan ziyade, hedef kitleye yönelik pazarlama ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle doğrudan pazarlama hedef kitleye ulaşmanın en iyi yollarından birtanesidir. Doğrudan pazarlama, hedef müşteri ile bireysel olarak iletişim kurmayı ve onun isteklerine en kısa sürede cevap verebilecek kaliteli müşteri ilişkilerini içerir
Doğrudan pazarlamanın temel olarak doğrudan posta pazarlaması, katalog pazarlaması, telefon pazarlaması, doğrudan cevaplı televizyon pazarlaması, kiosk pazarlama, yeni dijital pazarlama teknolojileri şekilleri vardır.
Firmaların Twitter Kullanımı
Twitter, kullanıcıların anlık ve kısa paylaşımlar yapabildiği bir mikro blog ve sosyal paylaşım sitesidir. Kullanıcılar “tweet” olarak adlandırılan ve 140 karaktere kadar oluşturabildikleri mesajlarını profillerinde yayınlayabilmektedirler. Kullanıcılar da “tweet”lerini beğendikleri kişinin takipçisi olabilmektedirler.
Pazarlamacılar; ürünler, kampayalar, hizmetler, değişikler ve yeni gelişmelerle ilgili bilgi vermek ve anında müşterilerden geri dönüşler almak, onlarla iyi müşteri ilişkileri kurmak adına kullandıkları Twitter, müşteriler ve firma arasında sıkı bir bağ oluşturmaktadır. Duygu, düşünce ve bilgileri paylaşmanın en hızlı yollarından birtanesi olan Twitter, eğer bir marka adına kullanılıyorsa, markanın takipçileri mutlaka marka hakkında yorum ve düşüncelerini belirtmektedirler. Bu tür bir iletişimin gerçekleşmesi Facebook ya da diğer sosyal medya sitelerinde mümkün olmamaktadır.
Techcrunch.com’un editörü Erick Schonfeld’e göre, Twitter’ın 190 milyondan fazla kullanıcısı bulunmakta ve bu sosyal paylaşım sitesinde günde ortalama 65 milyon “tweets” yani anlık mesaj yayınlanmaktır.
Firmalar için Twitter’de Profil Oluşturmak
Twitter’da marka ismini kullanıcı adı olarak almak oldukça önemlidir. Twitter kullanıcı isimleri 15 karakterle sınırlıdır ve marka için kullanıcı adı oluştururken, takipçilerin aklını karıştırmamak için alt çizgi vb. işaretleri mümkün olduğunca kullanmamak gerekmektedir. Eğer firmanın hitap ettiği kesim oldukça genişse, kullanıcı profili oluştururken tek bir kullanıcı adıyla mı yoksa birden fazla kullanıcı adıyla mı faaliyete geçileceği belirlenmelidir. Örneğin IBM, Twitter üzerinde IBMJoe, IBMNancy gibi birçok hesaba sahiptir.
Profil fotoğrafına markanın ya da firmanın logosunu yerleştirmek, takipçilerin aklında yer etmeyi sağlayacaktır.Twitter’de firma, marka, ürün ve hizmetler ayrıca rakipler hakkında insanların neler düşündüğünü görmek, rakiplerin ne gibi uygulamalar yaptığını öğrenmek de firmaya büyük katkılar sağlayacaktır. Takipçiler (followers) firmanın profilinde yer alan onun izleyicileridir. Herkesi firmanın Tweet profiline davet etmektense öncelikle, firmanın ürün ve hizmetleriyle ençok kimin ilgilenebileceği belirlenmelidir. Genel olarak rakipler vs. ile ilgili bilgi edindikten sonra takipçiler için kısa içerikler yayınlanmaya başlanabilir. Fakat bu içeriklerin herhangi bir grup, marka ya da firma hakkında olumsuz düşünceler içermesinden ziyade, takipçilerin faydalanabileceği işe yarar bilgiler olmasına dikkat edilmelidir. Burada yayınlanan içeriğin kalitesiz olması, müşterilerin firma ya da ürünleri hakkında olumsuz şeyler düşünmesine neden olabilir.
Bu sosyal paylaşım platformundan yeni ürünler, kampanyalar, fırsatlar vs. takipçilere yani hedef kitleye iletilebilmektedir. Ayrıca firma kendi web sitesinde yer alan yazıların kısa özetini ve linkini Tweeter’den vererek sitesine ziyaretçi çekebilmektedir. Firmanın websitesine kalifiye müşteri adayı çekmesi, onun ürün ve servislerini müşterilerine daha iyi tanıtmasına ve satış yapmasına yardımcı olacaktır. Tweeter’de yer alan müşteri yorumları ve sorularının dikkate alınması ve cevaplanması, iyi bir müşteri ilişkileri oluşturmakta büyük önem arz etmektedir.
Sosyal Medya Reklamcılığı
Sosyal medya, sosyal paylaşım ve sosyal imleme sitelerini içine alır. Sosyal ağ siteleri ve sosyal imleme sitelerini birbirinden ayıran en önemli özellik, Myspace, Facebook, Twitter gibi soyal paylaşım sitelerinin ağ merkezli olması ve kullanıcıların birbirleriyle iletişime girmesini sağlayan web site temelli yapıya sahip olmaları; soyal imleme sitelerinin ise blog yazıları, makaleler, videolar gibi içeriği kullanıcıların oluşturduğu bir yapıya sahip olmalarıdır.
İnternet kullanıcılarının her geçen gün artan sayılarla sosyal medya sitelerinde vakit geçirmeleri, firmalara potansiyel müşterilerine bu siteler üzerinden ulaşıp reklam yapma imkanı sunmaktadır. Firmalar sosyal kanallar aracılığı ile farkındalık yaratabilmekte, markanın akılda kalmasını sağlayabilmekte ve potansiyel müşterilerine zamanında rekabetçi öneriler ve kampanyalar sunabilmektedir. Böylelikle firmalar için sosyal medya reklamcılığı oldukça önemli hale gelmektedir.
Şekil 1. 2009 Yılında Firmaların En Çok Kullandığı Sosyal Medya Araçları

Şekil 2. 2010 Yılında Firmaların En Çok Kullandığı Sosyal Medya Araçları

Şekil 1 ve 2′ye göre 2009 ve 2010 yıllarından pazarlamacıların en çok tercih ettikleri sosyal medya araçları Twitter, Facebook, Linkedin ve bloglar olmuştur. Her iki yılda da pazarlamacılar için liderliği elden bırakmayan sosyal medya sitesi Twitter olmuştur.
Facebook’un 2009 yılında % 77’lik oranla, en çok kullanılan sosyal medya araçları arasında dördüncü sırada yer alması ve 2010 yılında % 87’lik ortalama ile ikinci sıraya yükselmesi, bu sosyal paylaşım sitesinin kullanıcı sayısının artışına ve pazarlamacıların bu platforma yönelişine bağlanabilir.
Microsoft Yeni Bir Sosyal Arama Motoru mu Geliştiriyor?

Ekran görüntüsünden de anlaşılacağı üzere internet dünyasında Microsoft’un sosyal aramalarda Google’a rakip olacak yeni bir sosyal ağ projesi üzerinde çalıştığı söylentileri hızla yayılıyor. İlk defa Perşembe günü yabancı bir site tarafından ortaya çıkarılan projenin domain ismi ise “socl.com”.
Microsoft’un arama motoru Bing, zaten Facebook ile entegre bir şekilde çalışmakta ve kullanıcıların aramalarını kolaylaştırmak adına geliştirilmektedir. Fakat bu proje, Microsoft’un sıradan arama motorlarından farklı görünüyor.
Microsoft’un yeni projesinin ana sayfasında kullanıcılar “Tulalip” yazısıyla karşılanıyor. Ayrıca “İhtiyacınız olan şeyi hiç olmadığı kadar kolay bulabilir ve paylaşabilirsiniz.” şeklinde kullanıcılara mesaj verilen sitede, Facebook ve Twitter ile entegrasyon sağlayacak bir bağlantı bulunuyor. Sonraki yetki sayfasında, kullanıcıların tweetlerini okuyabileceği, yayınlayabileceği, takip ettikleri ya da onları takip eden kişileri görebileceği bir uygulama bulunuyor.

Yapım aşamasında olan “www.socl.com” sitesine girdiğinizde, sitenin Microsoft Research çalışanları tarafından yanlışlıkla yayınladığı bilgisine ulaşabilirsiniz.
Veri Tabanlı Pazarlama
Veri tabanlı pazarlama; müşteri odaklı, bilgi yoğun ve geleceğe yönelik bir pazarlama uygulamasıdır. Bu pazarlama türünün temelini oluşturan bilgisayarın gelişimi ve artan kullanımıyla, milyonlarca tüketici hakkındaki kişisel verileri kaydedip kullanma imkânı doğmuştur
Veri tabanlı pazarlama; mevcut ve potansiyel müşterilere yönelik, uzun dönemli birebir pazarlama stratejilerinin uygulanmasına imkân veren, sadık müşteriler oluşturarak sürekli müşteri alımları sağlayan, müşteri odaklı, pazarlamadaki bir bilgi teknolojisi uygulaması olarak ele alınabilir. Başka bir ifade ile veri tabanlı pazarlama, uzun dönemli müşteri sadakâti yaratma sürecinde, hedef kitle ile ilgili sürekli bilgi toplanması ve ayrıştırılması ile elde edilen bilgilerin müşterilere yönelik iletişimlerde kullanılmasıdır.
Veri tabanlı pazarlama; müşterilerin demografik, sosyo ekonomik özelliklerine, satın alma alışkanlıklarına ve müşteri iletişim bilgileri (adres, telefon, e-mail) sahip olmak ve bunları pazarlama için yararlı bir unsur olarak değerlendirmek şeklinde tanımlanabilir. Veri tabanlı pazarlama müşteri odaklı, bilgi yoğun ve geleceğe yönelik bir pazarlama uygulamasıdır. Veri tabanlı pazarlamayı öncelikle varolan müşteriler hakkında yeterli bilgiyi ele geçirmek, bu bilgileri tekrarlanacak satışlara teşvik için kullanmak ve sürekli olabilecek bir ilişkinin kurulmasını sağlayacak bir süreç olarak kabul etmek gerekir.
Veri tabanlı pazarlamanın önem kazanması CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) ve birebir pazarlama gibi kavramlarının da doğmasına neden olmuştur. Bu kavramlar veri tabanlı pazarlamanın üzerine kurulmuş ve veri tabanlı pazarlamaya göre daha geliştirilerek, firmaların en önemli stratejik unsurlarından biri haline gelmişlerdir.




