İktisat bölümü 4. Sınıftan bir öğrenci şu mesajı yollamış. Kısaca açıklama yapma ihtiyacı hissettim.

“hocam iktisat 4. sınıftayım okulda anlattıgı dersten zevk aldıgım bana bisiler kattıgını dusundugum siz ve mehmet alagoz hocamız var da benim problemim bir bakıs acısı olusturamamak yani siz daha cok liberal yapıdasınız … mehmet hoca liberal die tanımlanan devletlerde bile devletin ekonomideki oranının bizden fazla oldugunu bizim ne akla hizmet bu kadar liberal oldugumuz konsuuna deyinio… ikinizin gorusleride kendi bakıs acısında dogru klasikler keynesyenler gibi sonucta kendi bakıs acınız var fakat bizde iki arada bi derede kalıoruz … tabi kendi dusuncemizi de saglam temellere oturtamadıgımız icin yeteri kadar tartısma yapıp dogruyu da bulamıoruz ne olcak bizim sonumuz:)”

admse.jpgÖncelikle liberal yapıda olduğum doğrudur, kısaca iktisadi alanda devletin bulunması gerekmeyen işlerde bulunmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Öte yandan bu konularda iki arada bir derede kalmanıza gerek yok, aklın yolu birdir. Hocanızın söylediği de doğru değil, bunun iki sebebi var:

1- Türkiye “liberal” olarak bilinen ülkelere göre daha az devletçi bir ülke değildir. Türkiye daha devletin ağırlığından çıkmış değil, şurada 4-5 senedir özelleştirmeler yapılabiliyor. Bu arada hangi ülkelerin liberal olarak örnek gösterildiğini de bilmek isterim. Nispeten liberal sayılabilecek ABD bile dış ticarette bir avuç lobici için korumacı bir ülkedir. İsveç, Almanya, Fransa gibi ülkeler ise düpedüz sosyal demokrat-sosyalist arası ülkelerdir, bunlarda liberalizmin esamesi okunmaz. Herşey devlet, büyük sendikalar ve işveren birliklerinin korporatist yapısı eliyle yürütülür. Türkiye’de de sağlık ve eğitimin tamamen devletçe karşılanması, yaygın tarım ve sanayi sübvansiyonları, THY gibi özelleştirmenin tamamlanmasındaki problemler liberalizmden bahsedilmesini zorlaştırmaktadır. Anormal bürokrasi ve girişimci düşmanı zihniyet bizde çok yaygındır.

2- Bahsi geçen ülkelerde devletçilik yahut sosyal demokrasi sebebiyle piyasa mekanizmasının zedelenmesi ille de bizim benzer hataları tekrar etmemizi gerektirmez. Yani hocanızın dediği “onlar devletçi biz niye liberal olalım” mantığının “onlar pencereden atlıyor, biz niye duralım haydi aşağı atlayalım” demekten farkı yoktur. Falanca ülke yanlış iş yapıyorsa bizim akıllı davranmamız gerekmez mi?

Kaldı ki o bahsi geçen ülkeler bugün sosyal devlet değirmenindeki suyun bitmesi sebebiyle sıkıntı çekmeye başladılar. İsveç ve Almanya’da sosyal demokrat idarelerin sosyal yardımları tırpanlayıcı uygulamaları dikkate alınmalıdır. Öte yandan bu ülkelerin bu zamana kadar ürettikleri devasa zenginliği de hesaba katmak lazım, bir süre bunlar sübvansiyona devam edebilirler ama bu iş süremez.

Rekabetten, dış ticaret serbestliğinden biz tüketicilere bir zarar gelmez, ithalattan dolayı işinin zorlaşacağını düşünen üretici birliklerini korumak da kalabalıklar halinde ve örgütsüz, zayıf tüketicilerin sırtına bindirilecek bir yük olmamalıdır. Öte yandan AB ve ABD gibi yerlerdeki yerel sübvansiyonlar yanlıştır, bunların eleştirilmesi gerekir ama onlara kafa tutmaya kalkıp dış ticareti kapatmanın fukara vatandaşa çok zararı olur. Tek fayda sağlayan da kötü malları bize daha rahat kakalayan yerel üretici grupları olur.

Görünmeyen ele güvenmek lazım, devletin zaman zaman iyi niyetli ve çoğu zaman ise çıkar gruplarının eliyle kötü niyetli müdahaleleri piyasayı da zedeliyor. Kabahat piyasada değil müdahalecilerdedir.

Öte yandan maalesef toplumun ve siyasilerin büyük kısmı korumacı iddialara daha çok prim verdiğinden bu hatalar sürüp gidecektir, ben birşey dedim diye liberal olunacak değil. Daha ziyade hocanız gibi düşünenler çoğunlukta ve herkes onların daha merhametli olduğunu düşünüyor. Kapalı ekonomiler fakirlik ve sefilliği arttırır, ama maalesef milliyetçilik sosuyla süslenince sanki dışa kapalı bir ekonomi daha iyiymiş gibi göz aldanması gerçeğe dönebiliyor.