Üretim Yönetimi

WCM ve Sürdürülebilir Ekonomi Arasındaki İlişkinin Tedarik Zinciri Yönetimine Etkileri

geleneksel ekonomi anlayışı, küresel ısınma, iklim değişiklikleri, sürdürülebilir endüstri, sosyal sorumluluk, kurumsal sürdürebilirlik, sürdürülebilirlik, üretimde sürdürülebilirlik, ekonomide sürdürebilirlik, yalın üretim yaklaşımı, yalın üretim, dünya klasında üretim, world class manufacturing, wcm, wcm nedir, alınlaştırma, tedarik zinciri, malzeme yönetimi, lojistik, tedarik zinciri yönetimi, tersine lojistik, yeşil yönetim, yeşil lojistik, bmw, bmw yeşil tedarik zinciri, hp tedarik zinciri, hp, temiz enerji kaynakları, yenilenebilir enerji kaynaklarıDoğanın doğrudan ekonomiye verdiği hizmetlerin farkında olmayan geleneksel ekonomi anlayışında, doğal kaynakların sınırsız ve insanoğlunun fiziksel dünyaya mutlak hâkim olabileceği düşüncesi ağır basmaktadır. Geleneksel ekonominin sürdürülmesi için ormanlara, yer altı sularına, atmosfere ve diğer doğal kaynaklara aşırı yüklenilmesi ile doğada oluşan tahribat tıpkı kartopu etkisiyle her geçen gün daha da kötü bir hal almaktadır.

Ekonomik faaliyetlerle ilişkisiz gibi görünen çevre faaliyetleri günümüzde iş dünyası, yatırımcılar ve tüketiciler için farklı bir boyuta taşınmıştır. Çünkü atmosferdeki sera gazlarının artışının arkasındaki en büyük etmenin insanlar tarafından gerçekleştirilen faaliyetler olduğu tespit edilmiştir. Dünyada her geçen gün ozon tabakasında meydana gelen tahribat nedeniyle küresel ısınma ve bunun getirdiği olumsuzluklar artmaktadır. Yaşanan küresel ısınma ve iklim değişikliklerine karşı küresel duyarlılığın artması, işletmeleri de gerçekleştirdikleri faaliyetlerde duyarlı olmaya doğru itmektedir.

Sürdürülebilir endüstri, iş yaparken her zaman daha ekonomik, daha çevre dostu ve sosyal sorumluluk görevlerini yerine getirmeyi amaçlayan bir endüstri olarak tanımlanabilir. Sürdürülebilir endüstri içinde yer almak isteyen firmalar, doğal kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasını ve dünya üzerindeki insanların genelini düşünerek yenilikler yapmayı ve ekonomik olarak büyümeyi amaçlamaktadırlar. Kurumsal sürdürülebilirlik; ekonomik, çevresel ve sosyal gelişmelerin tetiklediği riskleri iyi yönetip, bunlardan doğan fırsatları doğru değerlendirerek kurum ve yatırımcılar için uzun vadeli faydaların meydana getirildiği bir iş modelidir.

Günümüzde tüketicilerin, devletlerin ve isletmelerin sürdürülebilirlik kavramına olan ilgisi artmış ve bu konu ile ilgili stratejiler gündeme gelmeye başlanmıştır. İşletmeler için sürdürülebilirlik, kavramı üretim açısından ele alındığında üretimde sürdürülebilirlik kavramı ortaya çıkmaktadır. Bu kavram genellikle üretim sürecinde çevreye verilen zarar ve olumsuzluklar karşısında ortaya atılmıştır. İşletmelerin sosyal sorumlulukları kapsamında bu olumsuzlukların giderilmesi amacıyla meydana getirdikleri yaklaşımlar uzun vadede işletme faaliyetlerinin devamlılığı göz önüne alındığında sürdürülebilirliği gündeme getirmiştir. Üretim faaliyetleri çerçevesinde ürünün tasarımından malzemenin geri kazanımına kadar giden süreçlerde meydana gelen farklı yaklaşımların hepsi sürdürülebilir üretim kavramıyla ifade edilebilir.

Günümüzün tüketim toplumlarının talep ettiği geniş ürün yelpazesinin üretilmesinin ve tedarik edilmesinin çevreye büyük ölçüde zarar verdiği şüphesizdir. İşletmelerin çevreye verdikleri zararı önlemeleri için hammadde, enerji ve isçilik gibi çeşitli girdilerin daha verimli kullanılmasını sağlamaları gerekmektedir. Bu konuda yalın üretim yaklaşımı şirketler için bir çıkış noktası oluşturmaktadır.

Yalın üretim, üretimde değerle israfın birbirinden ayırt edilmesi, israfın mümkünse yok edilmesi ve bu şekilde değerin ön plana çıkarılması mantığına dayanmaktadır. Yalın üretim sistemi içerisinde Dünya Klâsında Üretim Sistemi (World Class ManufacturingWCM) ise 1990’ların başında literatürdeki yerini almaya başlamıştır. WCM’nin temel çalışma prensibi iş güvenliği ve israf analizine dayanmaktadır. Üretim sistemi; iş yeri organizasyonu, kalite, bakım ve lojistik olmak üzere 4 temel üzerine yapılandırılır. Sistemde sıfır hata, sıfır arıza, sıfır stok ve sıfır iş kazası amaçlanır. Dünya Klasmanında Üretim (World Class Manufacturing), üretim süreçlerini geliştirmeyi, organizasyon biçimlerini sadeleştirmeyi, fire ve atıkları azaltmayı amaçlar.

Dünya nüfusunun artması daha çok üretime, bu da daha çok atık maddeye, israfa ve enerji kullanımına neden olmaktadır. WCM yaklaşımı ile ürünün tedarikinden, üretilmesine kadar akla gelebilecek bütün süreçlerde israfın ve hatanın sıfıra indirilmesi esas amaçtır. Şirketlerin bu yaklaşımı benimsemesi örgüt kültürlerinin de değişmesini sağlayacak, israf azalıp, verimlilik artacaktır. Yalınlaştırma yaklaşımı şirketlerin yeşil mühendisliğe daha çok yaklaşmalarını sağlamaktadır.

Tedarik zinciri kavramına “yeşil” sıfatının eklenmesi ile organizasyonun malzeme yönetimi ve lojistik fonksiyonlarından son müşteri ağına kadar her bir aşamada çevreye duyarlılık baz alınarak meydana getirilecek yapılanmadan bahsedilmektedir. Yeşil tedarik zinciri yönetiminde, satın alma, üretim, dağıtım ve paketleme aşamalarında gerçekleştirilen faaliyetler çevreye duyarlıdır.

Tedarik zincirinin etkin bir şekilde yönetilmesi tersine lojistik ve yeşil yönetim kavramları olmadan mümkün olamamaktadır.  Tedarik zinciri süreçlerinden biri olan “dönüşler” akademik yazında tersine lojistik olarak belirtilmektedir. Tüketim noktasından gönderilmiş ürün veya parçaların olası geri kazanım, yeniden üretim veya yok etmek için üretici tarafından sistematik olarak kabul edilme süreci, “tersine lojistik” olarak adlandırılmaktadır. Kullanılan ürünlerin tüketiciden üreticiye hareketi olan tersine lojistik, firmalar için önemli bir rol oynamaktadır.

Çevreci politikaların yeşil lojistik kavramını beraberinde getirdiği söylenebilir. Yeşil lojistik, ürünler müşterilere ulaşmadan önceki hammadde tedarikinden üretime, paketlemeye, taşımaya, depolamaya kadar olan faaliyetlerin yanı sıra atıkların geri dönüşümü ve tersine kullanımı ile de ilgilenir. Bunun için lojistik işlemlerde kullanılan araçların gaz emülsiyon ölçümleri yapılmalı, temiz akaryakıt kullanımı yaygınlaştırılmalı ve hurda araçların kullanımı engellenmelidir.

Yeşil lojistik, çevresel ve sosyal etmenleri göz önüne alarak, ürünlerin sürdürülebilir bir şekilde üretimi ve dağıtımı ile ilgilenir. Şirketlerin, tedarik zinciri yönetimi süreçlerine yeşil ve tersine lojistiği katması ile hem kendileri hem de çevre için büyük kazanımlar sağlanacaktır. Şirketlerin çevresel riskleri ve olumsuz etkilerini azaltıp, aynı zamanda kâr etmek ve pazar paylarını arttırmak için kazan-kazan stratejileri geliştirmeleri; maliyetlerini azaltıp verimliliklerini arttırmaları mümkün olabilmektedir. Bu sayede çevresel korunmanın yanı sıra sosyal, ekonomik ve operasyonel düzeylerde kazanımlar elde edilebilmektedir.

Örneğin, BMW, yedek parçalarını ve monte edilmiş arabalarını giderek artan oranda demiryollarını kullanarak taşımasının nedeni, taşımacılık ve paketleme maliyetlerini azaltıp israftan kaçınmak ve çevreyi korumaktır. Aynı şekilde HP’nin tedarikçilerini eğitmesi, yeşil tedarik zinciri konusunda verilebilecek örnekler arasındadır.

Bunun yanında üretim süreçlerinde insanların yerine robotların kullanılması, daha çok enerji sarfiyatına neden olduğu için firmalar yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmalı ve bu alana yatırım yapmalıdır. Minimum maliyetli ve kolay elde edilebilir enerji, sürdürülebilirlik açısından oldukça önemlidir. Yenilenebilir enerji kaynakları rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerji, biokütle enerjisi olarak belirtilebilir.

Bu konuda en iyi örnek otomobil sektörüdür. Mevcut çevreci teknolojilerin kullanımıyla artık çevreyi kirletmeyen, yüksek performanslı her türlü aracın üretimi mümkündür. Honda, Toyota ve GM gibi birçok otomobil üreticisi ürün yelpazeleri içinde bu tür araçlara yer vermeye başlamışlardır. Otomobil endüstrisinin petrol tüketimine yönelik mevcut yapısı ve üretim sistemleriyle, günümüz çevre şartları içerisinde varlığını sürdürmesi çok zordur.

Küreselleşen dünyadaki zorlu rekabet ortamında müşterilerin daha bilinçli hale gelmesi, firmaların sosyal ve toplumsal sorumluluklarının artması gibi nedenler yeşil yönetim yaklaşımının yaygınlaşmasını sağlamıştır. Firmaların çevreye olumsuz etkilerin azaltılması için yapılacak harcamalardan daha fazla değer yaratıp rekabet üstünlüklerini arttıracağı, israftan kurtularak maddi olarak kar elde edeceklerini, ayrıca müşterilerinin güvenlerini kazanacakları şüphesizdir. Bu konuda gerçekleşecek olan kazan kazan modeli hakkında şirketlerin bilinçlendirilmesi ve temiz enerji kaynaklarına yatırım yapmalarının teşvik edilmesi gerekmektedir. Bunun için hangi yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyelinin ne kadar olduğu ayrıntılı olarak araştırılmalı ve üniversitelerde bu alanlarda çalışmalar yapabilecek nitelikli iş gücü sağlanmalıdır.

Teknolojik Gelişmeler ve Müşteri Odaklılığın İş Yeri Düzenine Etkisi

toyota, stoğa yönelik üretim, siparişe yönelik üretim, müşteri odaklı yaklaşımlar, müşteri ilişkileri yönetimi, toplam kalite yönetimi, müşteri odaklılık, iç müşteri, dış müşteri, yalınlaştırma, modüler tasarımlar, mercedes, üretim modülleri, müşteri memnuniyeti, national biycle, yığınsal kişiselleştirme, değer zinciri, fordist yaklaşım, müşteri memnuniyetini sağlamak, sadık müşteriler, iş yeri düzeni

Günümüzün rekabetçi ortamında işletmelerin hayatlarını sürdürebilmeleri ve rekabetçi avantaj sağlayabilmeleri onların teknolojik gelişmelere ayak uydurmasına bağlıdır. Sanayi Devrimi, I. Ve II. Dünya Savaşlarından sonra ulaşım ve iletişim teknolojileri alanında büyük değişimler meydana gelmiştir. 1970’li yıllarda meydana gelen petrol krizinden sonra Toyota’nın kalite, fiyat, hız gibi kavramlarla ön plana çıkması dünyada rekabetin daha yoğun olarak yaşanmasına neden olmuştur. Toyota’nın süreçleri son derece esnek ve müşteri taleplerine cevap verecek gibi tasarlanmıştır. Stoğa yönelik üretimin yerini siparişe yönelik üretim almıştır.

Gelişen teknoloji sayesinde üretilen bir ürünün kopyalanması, oldukça kolay hale gelmiştir. Bu durumda üretim değer yaratan bir olgu olmaktan çıkmış ve rekabetçi avantaj sağlayabilmek adına müşteri odaklı yaklaşımlar gündeme gelmiştir. Etkin bir müşteri ilişkileri yönetimi ve müşterilerden elde edilen bilgilerle oluşturulan veri tabanları işletmelerin, müşteri istek ve beklentilerine daha iyi bir şekilde cevap verebilmelerine olanak tanımaktadır. Müşteri odaklı yaklaşım ile doğru ürünün, doğru müşteriye, doğru fiyat teklifi ile ulaştırılması ve müşteri memnuniyeti sağlanmalıdır. Toplam Kalite Yönetimi içinde müşteri odaklılık temel kavramlar arasında yer almaktadır. Toplam Kalite Yönetimi içinde yer alan iç müşteriler, yani üretim sürecinde ürüne katkıda bulunan işletme çalışanlarının, iç süreçlere katılımının sağlanması ile kalitenin yükseltilmesi amaçlanır. Böylelikle dış müşterinin yani ürünü satın alan müşterinin memnun edilmesi sağlanır.

İşletmelerin müşteri istek ve beklentilerini yerine getirebilmesi adına kaynaklarını ve yeteneklerini esnek bir sürece adapte etmeleri; üretim süreçleri ve ürünleri yeniden düzenlemeleri gerekmektedir. Yeni teknolojinin kullanılmaya başlanması üretim süreçleri ve organizasyon yapılarında köklü değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Bunun sonucunda yalınlaştırma, esnek organizasyonlar, organizasyon içindeki kademelerin kaldırılması gibi gelişmeler meydana gelmiştir.

Firmalar yüksek maliyetlerden ve iş süreçlerindeki karmaşıklıktan kurtulmak adına modüler tasarımları benimsediler. Bir ürünü alt modüllere bölerek, tasarımcılar, üreticiler ve kullanıcılar esneklik kazandılar. Müşteri beklentilerini karşılamak ve kar elde etmek için firmalar yoğun maliyetleri düşürme, buluş hızını arttırma ve kaliteyi iyileştirme çabası içinde, karmaşık sistemleri alt modüllere ayırmayı denediler. Örneğin Mercedes firması yeni bir spor araba montaj tesisi planladıklarında arabanın karmaşıklığı yüzünden tesisin yüzlerce tedarikçiyi kontrol etmesini ve çok miktarda stok tutması gerektiğini fark ettiler. Bu durumda karmaşık sistemi üretim modülleri şeklinde yapılandırdılar. Arabanın şoför mahalli, General Motors’a ait bir fabrikada üretilen bağımsız bir modül haline dönüştürüldü. Amaç daha kaliteli, daha iyi tasarımlı ve daha uygun fiyatlı ürün meydana getirerek, müşteri memnuniyetinin sağlanması ise modülerlik, firmalara rekabet avantajı sağlamalarında yardımcı olmaktadır.

Bu konuya verilebilecek bir örnek firma, Japonya’da bulunan National Biycle’dir. 1980’li yıllarda bu firma Taywan’dan gelen ucuz bisikletler ile rekabet edemeyerek batma noktasına gelmiştir. Daha sonra “yığınsal kişiselleştirme” yoluna giderek, müşterilerine değişik renk ve ebatlarda 2 milyon seçenek sunmuştur. Ürünler tamamen müşterinin istekleri doğrultusunda, talebe göre yapılmaktadır. Siparişler bilgisayar kontrollü cihazlarda, kalifiye işçiler tarafından yapılıp, 2 hafta içinde müşteriye teslim edilmektedir. Müşteriler 2 milyon seçenek arasından istedikleri bisikleti seçebilme fırsatı verdiği için, 2 haftalık teslimat süresine rağmen National’ı tercih etmektedir. National’ın satış yaptıkları işyerlerinde, müşterinin 2 milyon adet bisiklet içinden istediğini seçmeleri için katalog yöntemi kullanılmaktadır. Müşterinin seçtiği bisiklet modeli fabrikaya fakslanmakta ve bilgisayarlı sistemler sayesinde hazır gövde üzerine gerekli montajlar yapılarak bisiklet hazır hale getirilmektedir.

Firmalar artık müşterileri için değer yarattığı ölçüde ve müşterilerini de bu değer zincirinin bir parçası haline getirdiği sürece rekabet avantajı yakalayabilmektedir. Küresel rekabet ve yeni teknolojiler değer yaratmanın yeni yollarını meydana getirmektedir. Firmaların, tedarikçilerin ve müşterilerin elindeki seçenekler, Fordist yaklaşımın tam aksine hızla artış göstermektedir. Firmalar yaptıkları işe değer katarak müşteri memnuniyetini sağlamak ve mevcut müşterileri sadık müşteriler haline getirmek konusunda birbirleri ile yarışır duruma gelmiştir.

Malzeme Yönetimi Nedir?

malzeme yönetimi, malzeme yönetimi nedir, materyal yönetimi, materyal yönetimi nedir, material management, malzeme yönetiminin amacı, erp, erp sistemleri, malzeme yöneticileri, materyal yönetimi programıMalzeme yönetimi (materyal yönetimi),  bir malzemenin akışının planlanması, tedarik edilmesi, depolanması, miktar ve zaman yönlerinden kontrol edilmesidir. Özellikle yedek parça satın alma ve yerine koyma, sipariş verilen ve alınan parçaların kalite kontrolünün yapılması, gönderilmesi, depolanması malzeme yönetimi kapsamındadır.

Malzeme Yönetiminin Amacı

Malzeme yönetiminin amacı, üretim için gerekli parçaların zamanında, zinciri bozmayacak şekilde, sürekli olarak temin etmektir. Materyal departmanı, tedarik tabanındaki materyallerin zamanında firmanın kullanımına sunulmasından sorumludur. Materyallerin müşteriye zamanında ulaşıp ulaşmadığı konusunda ölçümler yapılır. Malzeme departmanı ayrıca yeni piyasaya sürülenlerin yönetiminden de sorumludur.

Bazı firmaların malzeme yönetimleri tedarik tabanında malzemelerin tedarik ve yönetilmesinden sorumludur. Diğer firmalar ise tedarik ve yönetim sorumluluğunu ayrı bir satın alma departmanına bırakmışlardır. Satın alma departmanı bundan sonra satın alma fiyatlarından sorumludur.

Büyük firmalarda müşteri değişimlerindeki fazlalık nedeniyle son ürüne kadar geçen bir yıl boyunca yeni çıkan ürünler ve müşteri değişimlerinden farklı lojistik departmanları sorumlu olabilir. Bu lojistik departmanları piyasaya sürülen malzemelerin üretim için tedarik edildiğinden ve fabrika malzeme yönetimine transfer edildiğinden emin olur.

Malzeme yönetimi için firmadan firmaya uygulanabilecek herhangi bir standart bulunmamaktadır. Firmaların çoğu SAP, Oracle, MAPICS gibi ERP sistemlerini ve malzeme kontrolünü sağlayan diğer sistemleri kullanmaktadırlar. ERP sistemlerine sahip olmayan küçük şirketler elektronik tablo uygulamalarıyla malzeme akışını yönetmektedirler.

Malzeme yöneticilerinin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri, üretim için malzemelerin düzenli akışının sağlanmasıdır. Envanterin hatasız olmasını engelleyen ve üretim eksikliklerinin doğmasına, taşıma maliyetlerinin artmasına, stok fazlasına neden olan birçok faktör bulunmaktadır. Malzeme yönetiminden sorumlu olan kişilerin karşılaştıkları ana problemler; hatalı malzeme faturaları, hatalı döngü hesabı, rapor edilmemiş hurda, gönderim hataları, alım hataları ve üretim raporlama hatalarıdır. Malzeme yöneticileri, endüstri devriminden bu yana imalat sektörlerinde bu problemlerle nasıl başa çıkacaklarının yollarını aramaktadır.

Dolaşım Altyapısını Geliştirmek

Servis noktaları bir araya getirildiğinde gereksiz atıklar azaltılabilir ve verimlilik artırılabilir. Etkili bir malzeme yönetimi programı gönderme, alma ve araç hareketleri gibi ada uygulamalarını çözebilir. Çözümler yeni bir yükleme noktası oluşturmak,  servis alanlarını güçlendirmek gibi faaliyetleri içerebilir. Daha iyi bir kampüs dolaşım altyapısı geliştirmek aynı zamanda mal teslimi ve servis araç rotalarını yeniden değerlendirmek anlamına gelmektedir. Araç türleri, ebatları ve programları çevredeki yerlerle uyumlu hale getirilmiştir. Bu durum kamyon trafiğini azaltarak yayalar ve diğer kullanıcılar için daha güvenli bir çevre meydana getirilmesini sağlamaktadır.

Tedarik Zinciri Yönetimi Nedir?

outsourcing, tedarik zinciri, lojistik ağı, tedarik ağı, iş süreçleri, tedarik zinciri yönetimi, müşteri memnuniyetini sağlamak, üretim faaliyetleri, talep yönetimi, tedarik zinciri yönetimi sistemi, lojistik, üretim, tedarikçiTedarik zinciri, lojistik ağı ya da tedarik ağı organizasyonların insan, aktivite, bilgi ve kaynakları içine alan ürün ya da hizmetlerini fiziksel ya da sanal ortamda tedarikçiden müşteriye ulaştıran sistemdir. İş süreçlerin açısından tedarik zinciri; satış süreci, üretim, envanter yönetimi, malzeme temini, dağıtım, tedarik, satış tahmini ve müşteri hizmetleri gibi pek çok alanı içine almaktadır. Tedarik zinciri yönetimi, müşteri istekleri doğrultusunda müşteri memnuniyetini sağlamak amacıyla planlama süreci, uygulama süreci ve kontrol operasyonlarını düzenler.

Tedarik zinciri yönetimi hammadde, yarı mamul stoku ve üretim faaliyetleri ile mal ve hizmetlerin nihai tüketiciye ulaşması aşamasına kadar olan süreci içine alır. Firmaları tedarik ve talep yönetimi ile entegre hale getirir.

Eğer tedarik zinciri yönetimi sistemi, stratejik ve rekabetçi alanlarda tam anlamıyla uygulanırsa, firmalar bundan büyük bir avantaj yakalayabilirler.  Siparişlerin istenen zamanda, istenen miktarda tamamlanması ve yerine ulaştırılması verimli bir iletişimle gerçekleştirilebilir. Ayrıca tedarik zinciri yönetimi firmalara, sürekli olarak stokların kontrol edilmesi konusunda fayda sağlamaktadır.

Lojistik, materyallerin olabildiğince az maliyetle ve güvenli bir şekilde taşınmasını ve teslim edilmesini sağlar. Malzeme, mamul, yarı mamul hareketleri ve depolanması, bölümlendirilmesi ve kayıtları, pazarlama kanallarının akışkanlığının sağlanması, siparişleri yerine getirmedeki maliyet etkilerinin minimize edilmesi ve böylece karlılığın artırılması lojistiğin başlıca görevleri arasındadır. İş dünyasında, lojistik tedarikçiden son kullanıcıya uzanan (tedarik zinciri) bir akış içinde; içe veya dışa ya da her ikisine odaklı olabilir. Üretim ve lojistik birimlerinin koordineli bir şekilde çalışması, siparişlerin herhangi bir gecikme yaşanmadan üretilmesi ve yerlerine teslim edilmesi konusunda oldukça önemlidir.

Bütün bunlar ışığında tedarik zinciri olmadan bir firma müşterilerine hızlı, kolay bir şekilde ve düşük fiyata ürün üretme ve dağıtma faaliyetlerinde başarılı olamaz. Bu durum firmaların günümüzün rekabetçi koşullarına dayanamayıp, kaybolup gitmesine neden olur.

 Tedarik zinciri yönetimi, firmalara esnek olma ve uzmanlık alanlarına yönelme fırsatı sağlar. Bazı durumlarda, bazı operasyonlar o işi daha iyi yapan firmalara bırakılarak (outsourcing) organizasyonun, kendi uzmanlık alanına daha fazla vakit ayırma ve rekabetçi avantaj sağlama imkanı tanır. Örneğin dünyaca ünlü “Nike” firması tasarım konusunda uzmanlaşmış ve üretim işini tamamen outsource etmiştir.

Dünya Klasında Üretim (World Class Manufacturing – WCM) Nedir?

dünya klasında üretim, dünya sınıfında üretim, world class manufacturing, wcm, wcm nedir, computer integrated manufacturing nedir, dünya klasında üretim nedir, sürekli iyileştirme, işletmelerde sürekli iyileştirme, tam zamanında üretim, tam zamanında üretim nedir, just in time, just in time nedir, jit, JIT nedir, JIT, toplam kalite yönetimi, toplam kalite yönetimi nedir, tqm nedir, tqm, müşteri memnuniyeti, üretim süreci, toplam üretim bakımı, total preventive maintenance, tpm, tpm nedir, bilgisayarla bütünleşik üretim, bilgisayar entegre üretim, bilgisayarla bütünleşik üretim nedir, computer integrated manufacturing, cim, cim nedirDünya Klasında Üretim (World Class ManufacturingWCM) sistemi, üretim felsefesi olarak dünya çapında imalatçılar konumuna yükselmeyi başarmaktır. Dünya klasında üretim felsefesi, organizasyon içindeki herkesi de içine alarak sürekli iyileşmeyi ve gelişmeyi içerir. Bu felsefe ile hareket eden organizasyonlar, kalite, maliyet, lojistik, esneklik ve yaratıcılık gibi rekabetçi avantaj sağlayacak noktalarda sürekli iyileşme fırsatı elde ederler. İş hayatında bu noktalarda meydana gelen gelişmeler işletmelerin hayatta kalması ve karlılığı için oldukça önemlidir.

Sürekli İyileştirmenin Yapısı

Dünya çapında statülerini devam ettirmek isteyen işletmeler, farklı yollar deneyebilirler. Bunlar şirketlerin bir ya da birden fazlasını seçebileceği 4 temel stratejiden oluşur.

1.      Tam Zamanında Üretim (Just in Time – JIT)

Tam Zamanında Üretim (Just in TimeJIT), israfı ortadan kaldırmak, ürünleri istenilen zamanda, istenilen miktarda ve kalitede üretip, doğru yere nakletmek prensibine dayanır. Üretimi ve verimliliği arttırmak ana hedeflerdendir. Üretim esnasında bir sonraki işlemin üretimini de göz önünde tutarak iş sırasını belirler. Depolama işleminde sipariş verme seviyesine gelindiğini ve bu noktadan sonra siparişin karşılanması gerektiğini bildiren bu strateji sayesinde en verimli depo hacmi ve üretim devamlılığı sağlanmaktadır.

2.      Toplam Kalite Yönetimi (Total Quality Management – TQM)

Toplam Kalite Yönetimi (Total Quality ManagementTQM), organizasyon içindeki herkesin müşteri ihtiyaçlarını karşılamak, müşteri memnuniyetini garanti etmek adına,  ürün kalite gelişimine katkıda bulunmasını gerektiren bir stratejidir. Üretim sürecinin her noktasında tüm çalışanların fikirleri alınmakta ve çalışanlar kaliteye dahil edilmektedir.

3.      Toplam Üretim Bakımı (Total Preventive Maintenance – TPM)

Toplam Üretim Bakımı (Total Preventive MaintenanceTPM), günlük üretim içerisinde tüm çalışanların katkısıyla üretimde kullanılan araç ve makinelerin düzenli olarak bakımının yapılması, arızaların önlenmesiyle; kayıpların azalması ve verimliliğin arttırılması için kullanılan bir yöntemdir.

4.      Bilgisayarla Bütünleşik Üretim (Computer Integrated Manufacturing – CIM)

Bilgisayarla Bütünleşik Üretim (Computer Integrated ManufacturingCIM), şirketlerin dizayn, üretim, dağıtım, satış sonrası servis ve destek gibi alanlardaki operasyonlarını bilgisayar destekli, bilgi teknolojileri ile bütünleşik bir şekilde yürütmesini ifade etmektedir.

Dünya Klasında Üretim (WCM – World Class Manufacturing)

ford t, assembly line, montaj hattı, montaj hattı sistemi, üretim sistemi, yalın üretim, yalın üretim sistemi, dünya klasında üretim, dünya klasmanında üretim, world class manufacturing, wcm, wcm nedir, müşteri memnuniyeti, dünya klasında üretimFord T 1896 – 1927 yılları arasında, dünyada ilk defa uygulanan “assembly line” yani üretim ya da montaj hattı sistemi ile üretilen otomobil modelidir. Montaj hattı sistemi o güne kadar yapılan üretim sistemini değiştirmiş, fabrikalardaki üretim verimliliğinin onlarca kat artmasını sağlamış, kısacası 20. yüzyıl sanayisinin temelini oluşturmuştur. Bu üretim siteminde işçiler önceden belirlenmiş parçaları, belirli bir sıraya göre monte ederek, sonunda otomobili meydana getirmektedirler. Otomobilin hızlı bir şekilde üretilmesi çok sayıda işçinin yan yana gelmesi ile gerçekleştirilebilmektedir. İşçiler bir ya da iki basit işi hiç durmadan arka arkaya yapmaktadır. İşçilerin işlerini doğru bir şekilde yapıp yapmadıklarını kontrol etmek için başlarında ustabaşılar görev yapmaktadır. Bu sistemde montaj hattının durdurulmaması hayati bir öneme sahip olduğu için ufak bir sorunu olan araba montaj hattının sonuna kadar gider, daha sonra hataları düzeltilmek üzere tekrar işlem alanına gönderilirdi. Bu durum zaman kaybına, israfa ve maliyetlerin artmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu sistemde çok sık iş kazaları meydana gelmektedir.

Yalın üretim, üretimde değerle israfın birbirinden ayırt edilmesi, israfın mümkünse yok edilmesi ve bu şekilde değerin ön plana çıkarılması mantığına dayanmaktadır. Yalın üretim sistemi içerisinde Dünya Klâsında Üretim Sistemi (World Class ManufacturingWCM) ise 1990’ların başında literatürdeki yerini almaya başlamıştır. WCM’nin temel çalışma prensibi iş güvenliği ve israf analizine dayanmaktadır. Üretim sistemi; iş yeri organizasyonu, kalite, bakım ve lojistik olmak üzere 4 temel üzerine yapılandırılır. Sistemde sıfır hata, sıfır arıza, sıfır stok ve sıfır iş kazası amaçlanır.

Üretim sisteminde meydana gelen problemler kalite, lojistik, maliyetler ve dolayısıyla müşteri memnuniyeti üzerinde olumsuz bir etkiye neden olmaktadır. WCM sisteminin sıfır hata, sıfır arıza, sıfır stok, sıfır iş kazası amaçları ile birlikte, üretilen ürünlerin kalitesi yükselmekte ve fiyatları düşmektedir. Bu da müşteri için bir değer yaratmayı ve dolayısıyla müşteri memnuniyetini beraberinde getirmektedir. Üretim yerlerinde daha az işçi çalışmakta, üretim daha çok robotlar tarafından gerçekleştirilmekte ve iş yerinde meydana gelen kazalarda da düşüş meydana gelmektedir. Dünya klasında üretim sistemi hem üretici, hem çalışanlar hem de firmanın potansiyel müşterilerinin memnuniyetini beraberinde getirmektedir.

Yalın Üretim için Kaizenler

kazein, kaizen nedir, kaizenin anlamı, kaizen projeleri, yalın üretim, yalın üretim süreci, yalın yönetim, yalınlaştırma, pcda, plan do check act, yalın üretim ve kazienKaizen,  iş dünyasında sürekli iyileşme projelerini içeren takım çalışmasına verilen bir isimdir. Japonca “kai” (sürekli) ve “zen” (iyi) kelimelerinin birleşmesiyle oluşan kaizen, sürekli iyileşme anlamına gelir.

Kaizen projeleri yalın üretim sürecinin bir parçası olarak yürütülür. Kaizenler birçok şekilde uygulanabilmesine rağmen, genellikle bir görev ya da amaç doğrultusunda başlarlar. Örneğin; bir markette çıkış hattı sırasını 6 dakikadan 3 dakikaya düşürmek gibi. Bu konuya verilebilecek diğer bir örnek de bilgisayar donanım parçalarından elde edilen geliri % 6’dan %’8’e çıkarmak olabilir.

Örneklerde görüldüğü gibi kaizen projelerinde hedef açık bir şekilde tanımlanmaktadır. Yani hedef sadece “bilgisayar donanım parçalarından elde edilen geliri arttırmak” değil, geliri % 6’dan % 8’e çıkarmaktır. Ayrıca bu projeler için tanımlanmış bir de başlama ve bitiş tarihi mevcuttur. Pazartesi gününün başlama, Cuma gününün ise sonucun elde edildiği bitiş tarihi olarak belirlenmesi gibi.

Kaizen projeleri uzun süren projeler değildir. Genellikle kısa bir zamana sıkıştırılmış yoğun projelerdir. Yukarıda vermiş olduğum örnekteki gibi, market sıra problemlerini çözmek adına tüm gün bu iş üzerine çalışacak yeterli sayıda insana (4 kişi gibi) sahip olmak ve belirlenen tarihte hedefe ulaşmak (5 gün sonra gibi) esastır.

Yalın üretim neredeyse bütün kaizen etkinliklerini içerir. Yalın üretimin PCDA (Plan – Do – Check – Act) uygulamasıyla kaizen projeleri doğal olarak birbirlerine uyum sağlarlar. Yalın yönetimin bütün iş faaliyetlerini kapsamasıyla birlikte, kazein etkinlikleri sistemdeki israfları atıp, bunun yerine değer yaratan işleri sisteme dahil etmeye devam eder.

Yalın Altı Sigma (Lean Six Sigma) Nedir?

atı sigma ve yalın üretim, yalın üretim, six sigma, lean six sigma, altı sigma, yalın altı sigma, yalın altı sigmanın aşamaları, six sigma aşamaları, yalın altı sigma projeleri, fmea, pdca, smed, six sigma nedirAltı sigma ve yalın üretim işletmelerde performansı arttırmak için gerekli araçları sağlar. Bu gelişim işlerin artışı, maliyetlerin düşmesi, çevrim veya servis süresinin düşmesi gibi birçok şekilde gerçekleşebilir. Yalın üretim işletmede meydana gelen süreçlerdeki kayıpları ortadan kaldırmayı, iş gücü, hammadde, sermaye gücünü etkin ve verimli bir şekilde kullanarak işletmenin performansını arttırmayı amaçlamaktadır. Altı sigma ise kaliteye odaklanmış durumdadır. Bu nedenle de süreç çok yavaş işlemektedir. Bazı yalın altı sigma projelerinin tamamlanması birkaç ayı bulabilmektedir.

Yalın altı sigma projeleri, altı sigmada olduğu gibi, DMAIC (Define–Measure–Analyze–Improve–Control) yöntemini takip ederler.

Tanımlama (Define) kelimesi doğru projelerin seçilmesini garanti eder. Örneğin, bir ürünün üretilmesi için bir firma çok fazla israf ediyor ve ürün maliyetlerini yükseltiyorsa, bu üzerinde çalışılacak çok iyi bir proje demektir.

Projeyi oluşturacak takım firmanın misyonu ve amaçları ile ilgili çok iyi bilgiye sahip olmalıdır ki doğru projeler seçilip, iyi bir iş çıkartılsın. Çoğu zaman projeler duygusal yöntemlerle, kişilerin gücüyle seçilmektedir ki, bu hem firmaya hem de yalın üretim girişimine zarar veren bir durumdur.

Ölçüm (Measure), hem altı sigma hem de yalın yönetim araçlarından biridir. Altı sigma çoğu zaman histogramlardan, ANOVA, akış grafiği, süreç haritaları, FMEA (Failure Mode and Effects AnalysisHata Türü ve Etkileri Analizi), zaman etüdü, metotları ve akış analizlerinden faydalanmaktadır.

Analiz (Analyze) aşamasında sonuç belirlenir. Örneğin, hedefimiz hammadde maliyetini % 48’den %38’e düşürüp yılda 620.000$ kar etmek olabilir. Hipotez testi ve beyin fırtınası gibi altı sigma araçları, ölçüm aşamasında kullanılan yalın araçları kadar yararlı olacaktır. Proje daha yalın esaslı olduğu zaman, ölçüm ve analiz çoğunlukla birleştirilir.

Geliştirme (Improve) aşaması problem belirlendiği andan itibaren başlamıştır diyebiliriz. Yalın yönetim PDCA (Plan - DoCheckAct) uygulamasını yaparken altı sigma DOE (Design of ExperimentDeney Tasarımı) araçlarından yararlanır.

Yalın altı sigmanın en önemli faydası geliştirme aşaması boyunca araç takımının hazır olmasıdır. Geliştirme aşamasında; 5S, kaizen, SMED, OEE, hat dengeleme, çekme sistemleri vb. araçlarıyla yalın üretimden faydalanılır.

Kontrol (Control)aşamasında, çözüm bulunduğu zaman bu gelişmenin sürekli olup olmadığı kontrol edilir. Yalın araçlarından yararlanıldığı gibi altı sigma kontrol grafiklerinden çoğunlukla yaralanılır. Yalın üretim ve altı sigma kombine edildiği zaman sonuç daha güçlü ve güvenilir olmaktadır.

Yalın Üretim Nedir?

yalın üretim, yalın üretim nedir, yalın üretim sistemleri, yalın üretim yapan firmalar, yalın üretim teknikleri, yalınlaştırma, yalın üretim makaleleriYalın üretim konusunda çok fazla tanım yapılmıştır. Bu tanımlarda en çok vurgulanan kelimeler; israfı azaltmak ve değer yaratan aktiviteler yaratmaktır. Bizim tanımımız ise israfa neden olan bütün aktivitelerin, sürekli olarak elenmesi ve bunların yerine sisteme değer katacak aktivitelere yer verilmesidir. Buradaki anahtar kelime sürekliliktir. Yalınlaştırma işi asla sonlanmaz. Problemlerin çözümü için sürekli iyileştirme ve öğrenme söz konusudur.

Bütün sistemlerde israf mevcuttur. Yalın üretim bunları 7 – 8 kategoriye ayırmıştır. Japonlar israf için Japonca “muda” kelimesini kullanırlar. Sistemdeki israflar yalın üretim tekniklerini kullanarak ortadan kaldırılır. Bu araçlar; JIT, KANBAN, 5S, TPM, KAIZEN, POKA YOKE’dir.

Zaman, ürün, stok, taşıma ve hammadde israfı yapan işletmeler, gereğinden daha fazla üretim ya da süreç icra ederler. Bu israfla birlikte, kar elde edebilmek için ürünlerin fiyatlarını yükseltme yoluna giderler. Bu da satışların düşmesine ve müşteri memnuniyetsizliğine neden olur. Yalın üretimde ise firmalar gerek üretim, stok, lojistik faaliyetlerinde gerekse hammadde kullanımı konusunda daha az hatta mümkünse sıfır israf, hata ve kusur amaçlarlar.  Sistemdeki bütün gereksiz aktivitelerin ortadan kaldırılması ile firmalar müşterilerin en çok nelere para ödeyebileceğini belirlemek için müşteri istek ve beklentilerini anlamaya yönelirler. Böylelikle müşteri istek ve ihtiyaçları doğrultusunda, doğru ürünler daha kaliteli ve daha az maliyetle üretilip, müşteri için bir değer yaratılmış olunur. Şunu unutmamak gerekir ki, günümüzde müşteri için bir değer yaratmadan firmaların kar elde etmesi mümkün değildir.

Yalın üretim hiç bitmeyecek bir yolculuk gibidir. Çünkü çalışma ortamında bugün keşfedilen ve ortadan kaldırılan gereksiz operasyonla birlikte bütün süreçlerin yalınlaştığını söyleyemeyiz. Yarın karşımıza başka alanlarda meydana gelen israflar çıkabilir.

Yalın Üretimin Firmalara Avantajları

yalın üretim, verimlilik, operasyonel maliyetlerin düşürülmesi, üretim, yalın üretim sistemi, yalın üretimin avantajları, yalın üretim teknikleri, yalın üretim verimlilik, yalın üretimin verimliliğe etkileri, müşteri memnuniyetinin sağlanması, müşteri ilişkileri yönetimiYalın üretim, gereksiz ve verimsiz işlerin, aktivitelerin ve davranışların çalışma ortamından uzaklaştırılmasını sağlayacak süreçleri, teknikleri ve stratejileri içermektedir.

Günümüzün rekabetçi ortamında firmalar, karlılıklarını ve verimliliklerini korumak için birçok engelle karşı karşıya kalmaktadır. Yalın üretim yalnızca operasyonel maliyetlerin düşürülmesini değil, firmanın rekabet edebilirliğini de arttırmayı amaçlamaktadır.

Yalın üretimin ortadan kaldırmayı amaçladığı, iş ortamında en fazla israf edilen süreçler tanımlanmıştır. Bunlar üretim, lojistik, stok, atıl süre – hammadde ve arızadır.

Yalın üretim sistemini benimsemenin birçok avantajı bulunmaktadır.

Yalın Üretimin Avantajları

Bunlardan ilki, yalın üretim teknik ve stratejilerinin kullanılması ile üretim süresi azalmaktadır. Yalın üretimle, üretim süresinin azalması, operasyonel maliyetlerde, enerji kullanımında ve işçilere ödenen ücretlerde hissedilir azalmayı beraberinde getirmektedir.

Çalışma alanı, yalın üretimin açık ve etkin bir şekilde yer aldığı ve avantaj sağladığı diğer alandır. Çalışma alanı, operasyonların yürütülmesi için önde gelen faktörlerden biridir. İşçiler ve insan kaynakları uzmanlarının ölçümüne göre, iyi ve etkin yalın üretim tekniklerinin ve stratejilerinin uygulanması ile firmaların fiziksel yer gereksinimleri % 5 ile % 30 arasında azalmaktadır.

Bahsettiğimiz avantajlar, dışarıdan bakıldığında oldukça küçük görünebilir. Ama uygulama alanında firmalara büyük tasarruf sağladığı kesindir.

Yalın Üretimin Verimliliğe Etkileri

Yalın üretimi uygulayan firmaların, üretim verimliliklerinde % 75 ile % 125 arasında artış gözlemlenmiştir. Çünkü zaman ve gösterilen çabalar yalın üretim tarafından öncelikli hedef alınan konular arasındadır. Gereksiz süreçlerin ortadan kaldırılması, çalışanların işlerine daha iyi odaklanmasını ve kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlar. İşçiler iş zamanında herhangi bir müdahale, kesinti olmadan işlerine odaklanırlarsa, verimlilik maksimize edilir. Yalın Üretim şirketlerin hedeflerine ulaşabilmeleri için olmazsa olmazdır.

Gereksiz süreçlerden arınan işletmeler,  müşterilerine, onların istek ve ihtiyaçlarına daha çok odaklanma şansı elde ederler. Müşteri memnuniyetinin sağlanması da satışların arttırılmasını sağlar. İyi bir müşteri ilişkileri yönetimi kurmak için daha iyi ürün ve servisler sunmak gerekir.

Neden Üretim Otomasyon Çözümleri Kullanılmalı?

üretim otomasyon çözümleri, otomasyon, üretim, üretim süreci, iş istasyonu, üretim bandı, imalat sisteminin otomasyonu, atıl kapasite, üretim kapasitesinin arttırılması, atıl kapasite, üretim kapasitesinin arttırılması, geleneksel imalat sistemleri

Üretim otomasyon çözümlerini kullanmak için çok fazla neden bulunmaktadır. Bu nedenleri iyi anlamanız ve otomasyonu süreçlere uygularken amaç edinmeniz gerekir.

Öncelikle, üretim otomasyon süreçlerini işinize uygulamak, verimliliği arttıracaktır. Bu sayede üretim sürecinde insan eliyle gerçekleştirilen birçok adım, oldukça hızlı çalışan iş istasyonlarında seri olarak yürütülmektedir. Robotlar oldukça hızlı ve hatasız bir şekilde çalışmaktadırlar. Üretim bandından daha fazla ürün, daha kısa süre içerisinde üretilmekte ve ürünlerin üzerinde müşteri istek ve beklentileri doğrultusunda daha kolay değişiklikler yapılabilmektedir. Kısacası üretim daha hızlı, daha iyi gerçekleşmektedir.

Dönüştürme ve dengeleme maliyetleri üretim otomasyon çözümlerini kullanmak için harika nedenlerden biridir. Çünkü imalat sisteminin otomasyonu ile birlikte atıl kapasite oranı düşer ve üretim süreci daha iyi bir şekilde işler. Bu durum ürün maliyetlerinin düşmesini ve tutarlı olmasını sağlar. Gelişim ve tutarlılık, ürün kalitesine yansır.

Robotlar tarafından üretilen ürünler, insan hatalarından etkilenmezler. Çalışanların yorulması, hastalanması ya da yaralanması, ürün kalitesini olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir. Robotlar, iş yeri güvenliğini, ürünün belirli bir kalite düzeyinde üretilmesini ve firmanın hükümet düzenlemelerine uygun çalışmasını sağlar.

Üretim kapasitesinin arttırılması, ürünler için harcanan sabit maliyetleri de arttıracaktır. Makineye yapılacak olan eklemeler, belirli bir miktarda makine maliyetini de beraberinde getirecektir. Bu her imalat sektörü için geçerli bir durumdur. Bununla birlikte aynı görev için geleneksel imalat sistemlerine yapılacak herhangi bir ek yatırım, robotik otomasyona yapılacak yatırımdan, çok daha fazla olacaktır. Robotlar, geleneksel imalat sistemleri ekipmanları ile karşılaştırıldığında, daha az sermayeye ve daha az hazırlık süresine ihtiyaç duyarlar.

Üretim otomasyon çözümleri ile firma, rekabetçi avantaj yakalama imkanı elde eder. Ürünlerin daha hızlı, daha ekonomik ve daha kaliteli üretilmesi, firma müşterilerinin daha uygun fiyata daha kaliteli ürünler ile buluşmasını sağlar. Ayrıca bu ürünlerin sürekli aynı kalitede ve aynı standartta üretilmesi de oldukça önemlidir.

Freelance PHP Developer
Visit Us On TwitterVisit Us On Facebook