Bugün haber sitelerinde öğretmenler ve Eğitim fakülteleri üzerine iki haber gördüm. Haberlerde geçen haftaki dersin konusuyla da dolaylı olarak ilgili olduğundan kısaca üzerinde durmak istiyorum. Buna göre, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik öğretmen adaylarının devlet memuru olarak atamaları konusundaki endişeleri üzerine Eğitim Fakültesi öğrencilerine “Öğretmen atamalarına bel bağlamayın kendinizi bununla sınırlamayın özel sektöre de yönelin” demiş. Daha önce başbakan da “devlette yığılma var” diyerek bu mealde şeyler söylemişti.

Olayın ikinci yönü, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi dekan yardımcısınca dile getirilmiş. Dekan yardımcısı öğretmenlik mesleğinin cazip ücretlerinden bahisle eğitim fakültelerinin artık revaçta olduğunu, belli bölümlerin çok yüksek puanlarla öğrenci aldığını söylüyor. Oğuz Kutlu’nun açıklamaları şöyle:

[…] bölümlere giren öğrenciler de yüksek puanlı öğrenciler. İlginin artışındaki en önemli neden, özel sektörün öğretmen talebindeki artış. Özellikle, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Okul Öncesi Öğretmenliği, İngilizce Öğretmenliği, Bilgisayar Öğretmenliği bölümleri mezunlarına büyük talep var. Okul panoları bu bölümlerle ilgili iş ilanlarıyla dolu […] Bunun yanında, son yıllarda öğretmenlerin ücretlerindeki iyileştirmeler de eğitim fakültelerine olan ilgiyi artırdı. Yaşanan bu gelişmelerle, mezun olan öğrencilerimizin gelecek kaygısı bulunmuyor

Bu noktada haberlere yapılan yorumlar da ilginç. Öğretmen adayları ve öğretmenler Bakan Hüseyin Çelik’e ateş püskürüyorlar. Özel sektöregidin tavsiyesinden hiç hoşlanmamış olacaklar ki şöyle şeyler söylüyorlar:

sayın bakan şunumu demek istiyor
‘bizim muhtaç öğretmen adaylarının bu durumundan yeterince faydalanacak kadar kontenjanımız yok sizden birazda özel sektör faydalansın sizi aylık 180 ytlye çalıştırsınlar.

neslihan ürgüplüoğlu
sağolun öğretmen lisesinde oku,eğitim fakültesini bitir sonra devletin senin öğretmen olmana inanması için tekrar sınava gir pes denmez de ne denir.özel sektörde çalışıyorum ama canı isterse yarın işime son veriir.bunca emeğin karşılığı bu mu?bu mu bu ülkede öğretmene verilen değer

ne demek ALLAH aşkına yaa
biz özel sektöre yönelecekmişiz ee siz ne yapacaksınız…devletin bu konuya el atma zamanı geldi hatta çoktan geçti…öğretmenleri bu şekiilde saçma sapan bi sınava tabi tutmak yerine çok daha mantıklı çözümler üretmeye çalişssalar keşke.ama çözüm mümkünse bu sekilde “özel sektöre yönelin” tarzında olmasın..

Daha başka yorumlar her iki linkte de var. Anlaşıldığı kadarıyla Eğitim Fakültesi yahut başka öğretmen okulları mezunları “devlet memuru öğretmen olma” dışındaki alternatiflere pek sıcak bakmıyorlar. Şimdi bu konuyu biraz açalım.

İlk hafta İşletme Bilimine Giriş dersinde öğrencilerle okul sonrası kariyer üzerine konuştuk. Artık dünyanın değiştiğinden, eskisi gibi devlette memur olmanın kolay olmadığından, olsa dahi sözleşmeli olunabildiğinden, hele hele 4-5 yıl sonra bu imkanın giderek daralabileceğinden bahsettik. Türkiye’de hangi okulda okursa okusun, seçme birkaç kalburüstü fakülte hariç, öğrencilerin çoğu devlet memuru olmak istiyor. Derste “devlet memurluğunun avantajları dezavantajları nedir” dediğimde genelde şunlar öne çıktı:

1. Ömür boyu istihdam garantisi
2. Rahat olması, belli bir mesai içinde çalışılması
3. Ücretinin asgari bir düzeyin üzerinde tatmin edici olması
4. Memuriyetten kaynaklanan çeşitli imtiyazlar ve haklar
5. Sorumluluğun az olması, hesap sorulmama avantajı

Dezavantajlar

1. Politik baskılar
2. Giriş zorluğu
3. Tayin, sürülme endişesi
4. Ücretin uzun vadede düşük kalma ihtimali
5. Yalaka olma gereği

Benzer şeyleri özel sektörde çalışma ve kendi işini kurma için de oluşturduk. Genelde benim sınıfımdaki öğrenciler özel sektörü pek cazip bulmuyor, işlerin ağır olduğu, ücretin düşük olduğu, mesai saatinin belirsiz olduğu gibi gerekçeler ileri sürüyorlar. Kendi işini kurma ise daha ziyade sermaye gerektirdiği ve beraberindeki riskler sebebiyle reddediliyor.

Dersin sonunda girdiğim tüm sınıflarda öğrencilere şöyle bir test yaptım. Misal yarın okulu bitirdiniz, hepiniz ayda 1000 YTL sabit ücretle Tapu Kadastro, Nüfus Dairesi gibi bir yerde işe girme, devlet memuru olma teklifi aldınız. Diğer iki alternatif, yani özel sektörde çalışma veya kendi işini kurma varken bu teklifi doğrudan kabul etmeyecek olanlar elini kaldırsın, dedim. Sınıfın birinde (80-100 kişi içinde) 1 kişi, diğerlerinde 5-6 kişi ortalama el kaldırdı. Sizin yaşınızda bana sorulsa muhtemelen ben de bunu tercih ederdim dedim ve sonra bu konu üzerinde biraz düşündüm. Öğretmen adaylarının durumuyla ilişkilendirirsek şu yorumları yapabiliriz.

1. Öncelikle, devlet Türkiye’de ciddi anlamda bir kariyer alternatifidir ve vasıfsız insanlara piyasanın çok üzerinde para teklif etmektedir.

2. Devletin ömür boyu istihdam garantisi bir çok memur için geçerlidir ve bu sektörü cazip hale getirmektedir.

3. Devlet memurları Türkiye’de tarihi bir imtiyaza sahiptir. Bu seçkinlikten kaynaklanan avantajlar özel sektörün de önünü kesmektedir.

4. Devlet memurluğunda iş şartları nispeten rahattır. Üstelik yasal dokunulmazlık ve siyasi mensubiyet ile memurların işten kaçınması mümkündür.

5. Memuriyette yan imkanlar, fazla mesai, yolluk gibi ödemeler, lojman, sosyal tesis gibi seçenekler vardır. Yer yer özel sektöre göre daha fazla olan bu imkanlar ücretin fiilen daha da yükselmesine sebebiyet vermektedir.

Öğretmenler için ise bazı ilave avantajlar söz konusudur. Mesela bir öğretmenin parasını aldığı halde işe gitmediği 2-3 aylık tatili, öğretmenevinden ücretsize yakın yararlanma imkanı, dönem başlarında 400-500 YTL ilave ödenek, 10-15 saat üzerinde girdiği dersler karşılığı ek ödemeler, velilere karşı sorumluluk taşımama, sendika üyesi olarak bu imtiyazlara ilave haklar ele geçirip dokunulmazlık kazanma gibi avantajlar devlet okulunda öğretmenliği çok cazip kılmaktadır.

Kısaca öğretmen adayları haftada 2-3 gün çalışma karşılığı 1500 YTL ücret, bol tatil, sorgusuz sualsiz bir hayat, yan iş yapma imkanı gibi bir cennet hayali ile yetiştiğinden, günün birinde devletin başbakanı yahut milli eğitim bakanı “devlette deniz bitti, özele gidin” dediğinde feryat figan ağlamaya başlıyorlar. Bunda anormal birşey yok. Hele yorumun birinde “bunca emeğin karşılığı bu mu” deniyor ki, öğrencilik yıllarında 4 yıl okumayı emek vermek kabul etmesi ilginç bir mantık. Okul okumakla devletin bir iş sağlaması arasında neden doğrusal ilişki olsun? Kaldı ki vatandaşın vergileri niçin bireylerin ileride para kazanacakları şeylerin finansmanında kullanılsın, bunun meşruiyeti yoktur.

Bu noktada dikkat çekmek istediğim bir başka nokta, ki öğrencilere de bunu anlattım, burada yazılanlar aslında “vasıfsız” üniversite mezunları için geçerlidir. Benim ders verdiğim Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi orta boy bir Anadolu şehrinde, benzeri 100 kadar işletme, iktisat, kamu yönetimi, Maliye ve adını hatırlamadığım bir dizi bölüm olan bir okul. Malum Türkiye’de Çin’e yetecek kadar işletme, iktisat şu, bu mezunu var, her yıl onbinlerce genç de bu kervana katılıyor. Eğer sadece işletme mezunu iseniz, herhangi bir ilave yeteneğiniz yoksa vasıfsız bir ortaokul mezunu ile aynı durumdasınız demektir.

Öğrencilere bunu söyledim ve devlet memuriyetinin büyük bir vizyon olmadığını, öte yandan cazip olduğunu inkar etmediğimi ama eğer bunu hedefliyorlarsa derhal okulu bırakıp lise mezunu olarak KPSS sınavına girerek memur olmalarını, dışarıdan açık öğretim okuyarak üniversite diploması almalarını, böylece 4-5 yıl içinde şef vs. olarak daha yüksek maaş alacaklarından bahsettim.

Halbuki Karaman’da okuyan öğrencilerin çoğu hakikaten istekli ve üstelik okulda İşletme ve İktisat bölümünde zorunlu ingilizce hazırlık eğitimi de var. Bana sorarsanız, bir sene ücretsiz ingilizce eğitimi büyük bir fırsat. Gençler şimdiden devlet memurluğuna gözü dikeceklerine 4 yıl boyunca İngilizcelerini geliştirerek, sertifika programlarına katılarak, ciddi anlamda staj yaparak, dernek ve kulüplere üye olarak vasıflarını geliştirebilirler. Zaten bildiğim kadarıyla artık memur alımları KPSS sınavına bağlanıyor ve muhtemelen önümüzdeki yıllarda ömür boyu istihdam yerine sözleşmeli olanlar çoğalacak. Dolayısıyla işletme okuyan bir öğrencinin tez elden ilave becerilerle alet edevat çantasını doldurması kendi menfaatine olacaktır.

Öğrencilere özel sektördeki dezavantajların daha ziyade tembel, herhangi bir yeteneği olmayan, vasıfsız insanlar için geçerli olduğunu, aklı başında, atak, cevval, ingilizceyi telefonla konuşacak düzeyde bilen, hevesli bir işletme mezunun hangi okuldan mezun olursa olsun mutlaka daha iyi şartlarda, hele ki devlet memurluğundan daha iyi şartlarda iş imkânına sahip olacağını örnekleyerek anlattım. Üstelik özel sektör iyi bir eğitim yeridir, kariyer planınızda ummadığınız avantajlar elde etmenize imkân sağlayabilir. Genelde bu konular birinci sınıfta işlenmediğinden olsa gerek, çocuklar 4. sınıfta “hocam okul bitiyor, ne yapacağız” diyorlar. Eh, o zaman da iş çoktan işten geçmiş oluyor.

Son olarak çocuklara, kendi işini kurmanın ille de para gerektirmeyeceği, çevredeki fırsatları gözetlemenin umulmadık imkanlar doğurabileceği, önümüzdeki 4-5 yılda hangi işlerin revaçta olacağını şimdiden incelemenin yerinde olacağını anlattım. Elbette imkan bulurlarsa devlet memuru da olabilirler, bu ayıp olmadığı gibi Türkiye şartlarında cazip bir imkan ve kaliteli insanların devlet görevinde bulunması çok güzel bir şey. Sadece bunun tek alternatif haline getirilmesi öğretmen adaylarında olduğu gibi hayal kırıklıklarına sebebiyet verebilir.

Yeniden öğretmen adaylarına dönersek, öğretmenlik isteyenlere tavsiyem, piyasada ihtiyaç duyulan branşlara yönelmeleridir. Artık ihtiyaç duyulmayan öğretmenlik branşları son yıllarda hangi branşlara devletin öğretmen aldığıyla kolayca anlaşılabilir. Misal, fizik öğretmenine ihtiyaç yoksa fizik öğretmenliği bölümünü yazmamak gerekir. Bunu bile bile Fizik öğretmenliğini kazandıktan sonra “devlet bana para versin, iş versin, özel sektör para vermiyor” demek manasızdır. Bakın İngilizce öğretmenleri paraya para demiyorlar, hem de devlete mahkum filan da değiller, özel okullar yana döne başarılı İngilizce öğretmeni arıyor. İlkokul öğretmenliği, psikolojik rehberlik vs de revaçta galiba. Demem o ki, daha lise yıllarında insanların “devlet memurluğu garanti” düşüncesiyle öğretmenliği yahut bir başka branşı seçmesi artık geçerli bir yaklaşım değil. Dünya değişiyor.

Yazı çok uzadı, aslında bu konuda çok şey söylenebilir, bunları başka bir yazıda ele alalım.