Bugün haber sitelerinde öğretmenler ve Eğitim fakülteleri üzerine iki haber gördüm. Haberlerde geçen haftaki dersin konusuyla da dolaylı olarak ilgili olduğundan kısaca üzerinde durmak istiyorum. Buna göre, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik öğretmen adaylarının devlet memuru olarak atamaları konusundaki endişeleri üzerine Eğitim Fakültesi öğrencilerine “Öğretmen atamalarına bel bağlamayın kendinizi bununla sınırlamayın özel sektöre de yönelin” demiş. Daha önce başbakan da “devlette yığılma var” diyerek bu mealde şeyler söylemişti.
Olayın ikinci yönü, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi dekan yardımcısınca dile getirilmiş. Dekan yardımcısı öğretmenlik mesleğinin cazip ücretlerinden bahisle eğitim fakültelerinin artık revaçta olduğunu, belli bölümlerin çok yüksek puanlarla öğrenci aldığını söylüyor. Oğuz Kutlu’nun açıklamaları şöyle:
[…] bölümlere giren öğrenciler de yüksek puanlı öğrenciler. İlginin artışındaki en önemli neden, özel sektörün öğretmen talebindeki artış. Özellikle, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Okul Öncesi Öğretmenliği, İngilizce Öğretmenliği, Bilgisayar Öğretmenliği bölümleri mezunlarına büyük talep var. Okul panoları bu bölümlerle ilgili iş ilanlarıyla dolu […] Bunun yanında, son yıllarda öğretmenlerin ücretlerindeki iyileştirmeler de eğitim fakültelerine olan ilgiyi artırdı. Yaşanan bu gelişmelerle, mezun olan öğrencilerimizin gelecek kaygısı bulunmuyor
Bu noktada haberlere yapılan yorumlar da ilginç. Öğretmen adayları ve öğretmenler Bakan Hüseyin Çelik’e ateş püskürüyorlar. Özel sektöregidin tavsiyesinden hiç hoşlanmamış olacaklar ki şöyle şeyler söylüyorlar:
sayın bakan şunumu demek istiyor
‘bizim muhtaç öğretmen adaylarının bu durumundan yeterince faydalanacak kadar kontenjanımız yok sizden birazda özel sektör faydalansın sizi aylık 180 ytlye çalıştırsınlar.neslihan ürgüplüoğlu
sağolun öğretmen lisesinde oku,eğitim fakültesini bitir sonra devletin senin öğretmen olmana inanması için tekrar sınava gir pes denmez de ne denir.özel sektörde çalışıyorum ama canı isterse yarın işime son veriir.bunca emeğin karşılığı bu mu?bu mu bu ülkede öğretmene verilen değerne demek ALLAH aşkına yaa
biz özel sektöre yönelecekmişiz ee siz ne yapacaksınız…devletin bu konuya el atma zamanı geldi hatta çoktan geçti…öğretmenleri bu şekiilde saçma sapan bi sınava tabi tutmak yerine çok daha mantıklı çözümler üretmeye çalişssalar keşke.ama çözüm mümkünse bu sekilde “özel sektöre yönelin” tarzında olmasın..
Daha başka yorumlar her iki linkte de var. Anlaşıldığı kadarıyla Eğitim Fakültesi yahut başka öğretmen okulları mezunları “devlet memuru öğretmen olma” dışındaki alternatiflere pek sıcak bakmıyorlar. Şimdi bu konuyu biraz açalım.
İlk hafta İşletme Bilimine Giriş dersinde öğrencilerle okul sonrası kariyer üzerine konuştuk. Artık dünyanın değiştiğinden, eskisi gibi devlette memur olmanın kolay olmadığından, olsa dahi sözleşmeli olunabildiğinden, hele hele 4-5 yıl sonra bu imkanın giderek daralabileceğinden bahsettik. Türkiye’de hangi okulda okursa okusun, seçme birkaç kalburüstü fakülte hariç, öğrencilerin çoğu devlet memuru olmak istiyor. Derste “devlet memurluğunun avantajları dezavantajları nedir” dediğimde genelde şunlar öne çıktı:
1. Ömür boyu istihdam garantisi
2. Rahat olması, belli bir mesai içinde çalışılması
3. Ücretinin asgari bir düzeyin üzerinde tatmin edici olması
4. Memuriyetten kaynaklanan çeşitli imtiyazlar ve haklar
5. Sorumluluğun az olması, hesap sorulmama avantajı
Dezavantajlar
1. Politik baskılar
2. Giriş zorluğu
3. Tayin, sürülme endişesi
4. Ücretin uzun vadede düşük kalma ihtimali
5. Yalaka olma gereği
Benzer şeyleri özel sektörde çalışma ve kendi işini kurma için de oluşturduk. Genelde benim sınıfımdaki öğrenciler özel sektörü pek cazip bulmuyor, işlerin ağır olduğu, ücretin düşük olduğu, mesai saatinin belirsiz olduğu gibi gerekçeler ileri sürüyorlar. Kendi işini kurma ise daha ziyade sermaye gerektirdiği ve beraberindeki riskler sebebiyle reddediliyor.
Dersin sonunda girdiğim tüm sınıflarda öğrencilere şöyle bir test yaptım. Misal yarın okulu bitirdiniz, hepiniz ayda 1000 YTL sabit ücretle Tapu Kadastro, Nüfus Dairesi gibi bir yerde işe girme, devlet memuru olma teklifi aldınız. Diğer iki alternatif, yani özel sektörde çalışma veya kendi işini kurma varken bu teklifi doğrudan kabul etmeyecek olanlar elini kaldırsın, dedim. Sınıfın birinde (80-100 kişi içinde) 1 kişi, diğerlerinde 5-6 kişi ortalama el kaldırdı. Sizin yaşınızda bana sorulsa muhtemelen ben de bunu tercih ederdim dedim ve sonra bu konu üzerinde biraz düşündüm. Öğretmen adaylarının durumuyla ilişkilendirirsek şu yorumları yapabiliriz.
1. Öncelikle, devlet Türkiye’de ciddi anlamda bir kariyer alternatifidir ve vasıfsız insanlara piyasanın çok üzerinde para teklif etmektedir.
2. Devletin ömür boyu istihdam garantisi bir çok memur için geçerlidir ve bu sektörü cazip hale getirmektedir.
3. Devlet memurları Türkiye’de tarihi bir imtiyaza sahiptir. Bu seçkinlikten kaynaklanan avantajlar özel sektörün de önünü kesmektedir.
4. Devlet memurluğunda iş şartları nispeten rahattır. Üstelik yasal dokunulmazlık ve siyasi mensubiyet ile memurların işten kaçınması mümkündür.
5. Memuriyette yan imkanlar, fazla mesai, yolluk gibi ödemeler, lojman, sosyal tesis gibi seçenekler vardır. Yer yer özel sektöre göre daha fazla olan bu imkanlar ücretin fiilen daha da yükselmesine sebebiyet vermektedir.
Öğretmenler için ise bazı ilave avantajlar söz konusudur. Mesela bir öğretmenin parasını aldığı halde işe gitmediği 2-3 aylık tatili, öğretmenevinden ücretsize yakın yararlanma imkanı, dönem başlarında 400-500 YTL ilave ödenek, 10-15 saat üzerinde girdiği dersler karşılığı ek ödemeler, velilere karşı sorumluluk taşımama, sendika üyesi olarak bu imtiyazlara ilave haklar ele geçirip dokunulmazlık kazanma gibi avantajlar devlet okulunda öğretmenliği çok cazip kılmaktadır.
Kısaca öğretmen adayları haftada 2-3 gün çalışma karşılığı 1500 YTL ücret, bol tatil, sorgusuz sualsiz bir hayat, yan iş yapma imkanı gibi bir cennet hayali ile yetiştiğinden, günün birinde devletin başbakanı yahut milli eğitim bakanı “devlette deniz bitti, özele gidin” dediğinde feryat figan ağlamaya başlıyorlar. Bunda anormal birşey yok. Hele yorumun birinde “bunca emeğin karşılığı bu mu” deniyor ki, öğrencilik yıllarında 4 yıl okumayı emek vermek kabul etmesi ilginç bir mantık. Okul okumakla devletin bir iş sağlaması arasında neden doğrusal ilişki olsun? Kaldı ki vatandaşın vergileri niçin bireylerin ileride para kazanacakları şeylerin finansmanında kullanılsın, bunun meşruiyeti yoktur.
Bu noktada dikkat çekmek istediğim bir başka nokta, ki öğrencilere de bunu anlattım, burada yazılanlar aslında “vasıfsız” üniversite mezunları için geçerlidir. Benim ders verdiğim Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi orta boy bir Anadolu şehrinde, benzeri 100 kadar işletme, iktisat, kamu yönetimi, Maliye ve adını hatırlamadığım bir dizi bölüm olan bir okul. Malum Türkiye’de Çin’e yetecek kadar işletme, iktisat şu, bu mezunu var, her yıl onbinlerce genç de bu kervana katılıyor. Eğer sadece işletme mezunu iseniz, herhangi bir ilave yeteneğiniz yoksa vasıfsız bir ortaokul mezunu ile aynı durumdasınız demektir.
Öğrencilere bunu söyledim ve devlet memuriyetinin büyük bir vizyon olmadığını, öte yandan cazip olduğunu inkar etmediğimi ama eğer bunu hedefliyorlarsa derhal okulu bırakıp lise mezunu olarak KPSS sınavına girerek memur olmalarını, dışarıdan açık öğretim okuyarak üniversite diploması almalarını, böylece 4-5 yıl içinde şef vs. olarak daha yüksek maaş alacaklarından bahsettim.
Halbuki Karaman’da okuyan öğrencilerin çoğu hakikaten istekli ve üstelik okulda İşletme ve İktisat bölümünde zorunlu ingilizce hazırlık eğitimi de var. Bana sorarsanız, bir sene ücretsiz ingilizce eğitimi büyük bir fırsat. Gençler şimdiden devlet memurluğuna gözü dikeceklerine 4 yıl boyunca İngilizcelerini geliştirerek, sertifika programlarına katılarak, ciddi anlamda staj yaparak, dernek ve kulüplere üye olarak vasıflarını geliştirebilirler. Zaten bildiğim kadarıyla artık memur alımları KPSS sınavına bağlanıyor ve muhtemelen önümüzdeki yıllarda ömür boyu istihdam yerine sözleşmeli olanlar çoğalacak. Dolayısıyla işletme okuyan bir öğrencinin tez elden ilave becerilerle alet edevat çantasını doldurması kendi menfaatine olacaktır.
Öğrencilere özel sektördeki dezavantajların daha ziyade tembel, herhangi bir yeteneği olmayan, vasıfsız insanlar için geçerli olduğunu, aklı başında, atak, cevval, ingilizceyi telefonla konuşacak düzeyde bilen, hevesli bir işletme mezunun hangi okuldan mezun olursa olsun mutlaka daha iyi şartlarda, hele ki devlet memurluğundan daha iyi şartlarda iş imkânına sahip olacağını örnekleyerek anlattım. Üstelik özel sektör iyi bir eğitim yeridir, kariyer planınızda ummadığınız avantajlar elde etmenize imkân sağlayabilir. Genelde bu konular birinci sınıfta işlenmediğinden olsa gerek, çocuklar 4. sınıfta “hocam okul bitiyor, ne yapacağız” diyorlar. Eh, o zaman da iş çoktan işten geçmiş oluyor.
Son olarak çocuklara, kendi işini kurmanın ille de para gerektirmeyeceği, çevredeki fırsatları gözetlemenin umulmadık imkanlar doğurabileceği, önümüzdeki 4-5 yılda hangi işlerin revaçta olacağını şimdiden incelemenin yerinde olacağını anlattım. Elbette imkan bulurlarsa devlet memuru da olabilirler, bu ayıp olmadığı gibi Türkiye şartlarında cazip bir imkan ve kaliteli insanların devlet görevinde bulunması çok güzel bir şey. Sadece bunun tek alternatif haline getirilmesi öğretmen adaylarında olduğu gibi hayal kırıklıklarına sebebiyet verebilir.
Yeniden öğretmen adaylarına dönersek, öğretmenlik isteyenlere tavsiyem, piyasada ihtiyaç duyulan branşlara yönelmeleridir. Artık ihtiyaç duyulmayan öğretmenlik branşları son yıllarda hangi branşlara devletin öğretmen aldığıyla kolayca anlaşılabilir. Misal, fizik öğretmenine ihtiyaç yoksa fizik öğretmenliği bölümünü yazmamak gerekir. Bunu bile bile Fizik öğretmenliğini kazandıktan sonra “devlet bana para versin, iş versin, özel sektör para vermiyor” demek manasızdır. Bakın İngilizce öğretmenleri paraya para demiyorlar, hem de devlete mahkum filan da değiller, özel okullar yana döne başarılı İngilizce öğretmeni arıyor. İlkokul öğretmenliği, psikolojik rehberlik vs de revaçta galiba. Demem o ki, daha lise yıllarında insanların “devlet memurluğu garanti” düşüncesiyle öğretmenliği yahut bir başka branşı seçmesi artık geçerli bir yaklaşım değil. Dünya değişiyor.
Yazı çok uzadı, aslında bu konuda çok şey söylenebilir, bunları başka bir yazıda ele alalım.
18 Yorum
RSS | Geri Bildirim[…] Kim Haklı? Kariyer Üzerine […]
Bahadir bey,
Buraya Izlenimler’deki linkten geldim.
Yazdiklarinizin bir kismina katiliyorum, bir kismina da katilamiyorum.
Hepsini tadat etmek yazinizdan daha uzun olabilir.
Insafli davranip, sadece surya deginmek istiyorum:
Ozel sektorun ummadik kariyer planlarina (hem negatif hem de pozitif anlamda) yol acabilecegini kabul ederim.
Ama, ozel sektorun daha iyi bir egitim ortami olacagina dair soylediklerinize katilamiyorum.
Teknik (teknolojik) anlamda ve noktasal turden bilgi transferi sozkonusu oldugunda, ozel sektorde egitimden belki soz edebiliriz; ama, uzmanlasma vb gibi –anekdotal olmayan– egitimler icin ozel sektoru onermem mumkun degil.
Ozel sektorun mantigina aykiridir bu tip seyler.
Dolayisi ile, pratisyen hekim olarak baslamissaniz, omrunuzun geri kalan kismi da pratisyen hekim olarak devam eder ozel sektorde.
OK. Belki idareci olursunuz, ama bu mesleki tekamul degildir. Sadece, ve belki, geliriniz artar.
Müzmin Anonim bey,
Özel sektörün böyle bir amacı olmadığı doğrudur ancak burada çalışanın özel sektörde geçirdiği süreyi bir başka iş için ya da kendi işi için değerlendirebileceğini kastediyorum. Okul veya seminer türü bir eğitim değil kastım. İş değiştirmeye hazırlıklı olmak açısından da düşünülebilir.
Belki bunu “çalışılan sektörde ihtisaslaşma” gibi de genişletmek lazım. Yan sanayi, dağıtımcılar, müşteriler ile kurulacak kontaklar, ihracat ile dışarıyla bağlantı insanı epey yetiştirebilir.
Beraber mezun olduğumuz ve özel sektörde çalışan çok arkadaşım bana kıyasla hem maddi olarak hem de bilgi ve tecrübe birikimi olarak iyi yerlerdeler. Bir kısmı zamanla fazla sermayesi de olmadığı halde kendi işini de kurdu. Belki de “vasıf” ve öğrenme isteği şansla birleşince imkanlar artıyordur.
Bir de bu noktada şunu vurgulayayım, ben hala ortalama bir öğrenci için devlette kariyerin özel sektöre göre avantajlı olduğuna inanıyorum ve öğrencilere “devlette çalışmak iyi değildir, özel sektöre yönelin” demiyorum. AncaK kabul etmek lazım ki, devlete giriş imkanları 20-30 sene öncesine göre nispeten zorlaşmış durumda, öğrenciler tek alternatif olarak bunu görürlerse hayal kırıklığına uğrayabilirler düşüncesindeyim. Mesela torpiliniz varsa eskiden istediğiniz yere girebilirken şimdi KPSS vs. engeller çıkabilmekte, internet vs. şeffaflık mekanizmaları bu işleri bir ölçüde zorlaştırabilmektedir.
Öte yandan, bu işlerde ehil biri olarak boş bir zamanınızda tadat edemediğiniz diğer konulara da değinseniz memnun oluruz, burayı zaman içinde daha çok işletme ve iktisat öğrencisi okur hale gelecek, tecrübenizden istifade etmelerini arzularım.
Bahadir Akin
Ben de devlette çelışan bir ingilizce öğretmeniyim. YAzarımızın dediklerine katılmakla beraber Universite yıllarıma dönecek olursam. Öğretmenliği garanti görüpte sabahtan akşama kadar kantinlerde akşam da eğlence mekanlaraında gezen mesleki bilgisi yetersiz , ezbere bilgilerle mezun olan dünyanın hiç değişmeyeceğini zanneden insanlarla doluydu. Böyle insanlar daha sonra çıkıp devlete laf atması çok garibime gitti. Eğer o kadar kendine güveniyorsan çık serbest piyasa bakalım kim sana kaç lira verecek. Evet senin değerin bu kadar. Tamamen arz talep meselesi.
Haluk bey,
Konunun bilgisizlik ve aymazlık bölümüne dikkat çektiğiniz için teşekkürler. Yetenekli, dürüst, kendini geliştiren insan mutlaka başarılı oluyor.
Selamlar,iyi bayramlar.
Hocam ben buna kendimden örnek vermek istiyorum müsade ederseniz.2003 senesinde bir zamanlar sizin de fakültenizin bağlı olduğunu düşündüğüm Selçuk Üniversitesi iktisadi ve idari bilimler fakültesi, işletme bölümünden mezun oldum.
İşletme öyle bir bölüm ki bir çok farklı yerde işe başlayabiliyorsunuz.Örnek vermek gerekirse bankalara başvurup banka memuru olursunuz,kpss ile yüksek notlar alırsanız devletin vergi denetmeni,hesap uzmanlığı sınavlarında da başarılı olursanız ömür boyu refah içinde yaşayabilecek bir gelir elde etme imkanınız olabilir.Başka bir şekilde serbest muhasebeci mali müşavirlik sınavlarına girebilirsiniz,kaymakam olabilirsiniz,ki 2003 mezunlarından bir arkadaşımız kaymakam olmuştur,polis olabilirsiniz,idari hakim dahi olabiliyorsunuz.
Bu çeşitlilik içerisinde bir anda hangisine atlasam gibi bir çaba içeriisnde olmuyorsunuz açıkçası zira hesap uzmanlığı sınavı dneilen sınav öyle her babayiğidin kaldıracagı bir sınav değil, vergi denetmenliği daha kolay olmasına karşın 5 ay gibi bir sürede sıkı bir çalışma ile kaymakam olabilirsiniz.Düzenli bir çalışma ile mali müşavirlik adımını atabilirsiniz,bana deneyim lazım para, pul, şan, şöhret lazım değil diyip işletme fakültesinin mezunlarının esas yapması gereken kendi işlerini kurma adına ticaret hayatında deneyim görmek için 3 kuruş paraya dahi çalışabilirsiniz.
Ben ise okul bitiminde staj başlatma sınavına girdim ve tam manası ile 2 yıl süre ile asgari ücret düzeylerinde bir para kazandım, bunda ise hiç gocunmadım zira muhasebecilikte en önemli unsur deneyimdir.Hatta askerlik sonrası maaşımın iki katı veren bir işyerinden burada hiç bir şey öğrenemem diyerekten işten ayrıldım ve yarı maaşa eski işyerimde işe başladım.
Peki pişman mıyım ? hayır,Karaman’da okuyan üniversiteli genç arkadaşlarım okul bitince hepsinin yönetici olacağını ve bin YTLler kazanacağını hayal ediyorlarsa unutsunlar zira bu biraz zor lakin bir kaç senelik deneyim ve erkekler için askerlik şartını yerine getirdikten sonra hayat kendilerine farklı farklı imlanlar sunuyorlar.
Mali müşavirlik sınavlarını vermiş Selçuk üniversitesi mezunu bir Mali müşavir olarak diyebilirim ki yeni mezun arkadaşlar dil eksiklerini gidersinler,askerlik promlemini halledip bir kaç senede deneyim kazandıklarında hayat okuldan mezun oldukları 3 sene öncesine göre çok daha farklı oluyor.
Okuldan taze mezun bir kişinin düşüncesi,görüşü, hayata bakışı, hayattan bekledikleri ve ümitleri 3 sene sonrasında çok değişiyor.
Ayrıca Karaman’da okuyan arkadaşlarımız asla Karaman’da okuyoruz biz Odtü’den, Boğaziçi’n den mezun olmadık iyi işlerde çalışamayız, iş bulamayız gibi düşüncelere dalmasınlar ki bu oluyor.
Konu ile alakalı olarakta, para ticarette kazanılır lakin ticareti herkes yapamaz.
Haluk beyin temas ettigi acikli orneklerin oldugu bir ortami ben yasamadigim icin, konunun bu yonunu gormedim. Degindigi icin tesekkur ederim.
Bu da, aslinda bizi, egitimcilerin (universite dahil, her seviyede) ‘yetistirdikleri’ (bu baglamda, ’sozum ona’ demek zorundayim) insanlarin liyakatiyle hic (ya da pek azdan oteye degil) ilgilenmedikleri anlamina geliyor.
Sunu demek istiyorum: Haluk beyin bahsettigi o ogrencilerin diploma alamamasi gerekiyordu.
Amarat beyin dediklerine de esasen neredeyse tamamen katiliyorum. Yeni mezunlarin kendi kariyer planlarinda en onde tutmalari gereken sey bence ucret olMAmalidir. Ilk birkac senenin de egitim oldugunu bilmeleri –uzerine para vermege razi olacak kadar bilmeleri– gerekiyor.
Bu zamani, mesleki formasyonlarinin artacagi isyerlerinde degerlendirmek (rahat ve gosterisli yerlere ragbet etmek yerine) bence de cok daha akillica.
Ve, son olarak da, sunu soylemek istiyorum: Hangi okuldan diploma aldiginiz sizin icin cok kisa bir zaman icin onemlidir. Ilk 3-5 sene.. O kadar.
Ondan sonra, kimse size diploma filan sormaz pek. Ne yapabildiginiz onemli olur. O da diploma ile alakali degildir cogunlukla.
Lisan bilmek konusuna gelince. Evet, bu onemli. Onemli cunku yenilikleri kaynagindan takip etmek (ya da yazismalar yapabilmek) acisindan onemli.
Fakat, yenilikleri takip etmeyecekseniz, yazisma filan da yapmayacaksaniz, lisan filan ogrenmenize gerek yoktur; bosuna zaman ziyan etmeyin. Bu durumda, universiteyi de bosuna okumussunuzdur…
Son olarak da sunu soylemek istiyorum: Ozel sektordeyseniz, ikidebir maas artisi icin is degistirmek cok akillica degil (hele ilk yillar).
Sizden daha ucuza calisacak birisini her zaman bulmak mumkundur cunku. Bilgi ve yetenek gelistirme icin is degistirin (ilk yillar), sonra daha iyi maasli bir yere gecersiniz.
Gittiginiz yerde de kalici olmak karari verin –bu da, isyeri secerken, bir de oranin omrunu dikkate almaniz gerekir anlamina geliyor.
Basarisiz olan, batan bir isletmeden baska bir yere gidecek olursaniz, orada bu sanki sizin sicilinizmis gibi de degerlendirilir; unutmayin…
ben bır akp sempatizanı değilim ama bu konuda bıraz farklı dusunuyorum…
evet eskıden hepımızın bıldıgı gıbı lıseyı bıtıren oğretmen olurdu ama sımdı sızınde dedıgınız gıbı oğretmen olmak ıcın bır suru zorluklardan gecıyorsunuz…bunun sebebi ise oğretmen adaylarının cok fazla olması ve oğretmenlıgın bıtırınce iş garantısının oldugunun dusunulmesı…
bence sayın bakanımız bu konuda dogrudur…
cunku ozel soktorde de bır ogretmen iş bulabılır bu da ne kadar kendısını gelıstırdıgıne bagladır…bence bır işletme mezunu oğrencı iş bulabılmek ıcın ne kadar kendını gelıstırme cabasına gırıyosa azcık da oğretmen adaylarımız gırsın derim…
bu arada evet 180 ytl ye calısan oğretmenlerımız var ama ozel sektorde 10.000 ytl ve 8000 ytl ye calısan oğretmenlerımız de var.bır saatte 150 ytl kazanan oğretmenlerımız oldugunu bılıyoruz.bu sekılde calısıp buyuk dersaneler sahıbı oğretmenlermız bıle bulunmaktadır.neden bunları dusunmuyoruz…
Sayın hocam
ben balıkesirde bir anadolu lisesinde psikolojik danışman olarak çalışıyorum.
yazınızı hürfikirler sitesinde okudum çok beğendim öğrencilerine meslek, kariyer seçiminde yardımcı olan birisi olarak yazıyı okul müdürünün de sözlü onayı ile son sınıf öğrencilerinin sınıf panolarına yapıştırdım.Aradan 2-3 gün geçmişti ki bir öğretmen arkadaşım bir hışımla büroma daldı.”benim liberal düşünclere sahip biri olduğunu bildiğini ancak böyle bir makaleyi sınıfa asamayacağımı izin alıp almadığımı sordu.Yazıda öğretmenlik mesleğini küçültücü ifadelerin yer aldığı ısrarla vurguladı” Ayrıca öğretmenler odasında büyük bir isyan çıkmak üzere imiş.Ben yazının ana fikrinin ne olduğunun açık olduğunu anlatmaya çalıştım.yaklaşık 1-2 gündür sanırım herkes bu yazıyı arıyor beni eleştirmek fırsat kolluyorlar.
Ancak bazı öğretmen arkadaşlarım diğerlerine katılmayarak yazıda yanlış bir şey olmadığını belirtmişler.
ben olanlardan sonra üç nokta ilgimi çekti
1-Maalesef eğitimcilerin önemli bir kısmı öyle sabit fikirlerle dolularki değişen dünyayı anlamaları yıllar alacak.
2-meslek ve kariyer seçimi ile eğitim arasındaki ilişki hala devlet merkezli olduğu inancı kesin kabul ediliyor.
3-muhtemelen bazı öğretmenler “canım öğretmen olun devlet iş vermek zorunda” gibi mesajlar veriyor günün birinde bunun böyle olmayacağı söylenirse aşırı bir direnç gösteriliyor. bir nokda devlet memurluğunun zor iş olduğu palavrası var…
bu tür yazılarınza devam etmenizi dilerim
saygılarımla..
Mehmet Ali bey,
Benim yazım yüzünden okulunuzda problem yaşanmasına üzüldüm, maalesef öğretmen arkadaşlarımız mesajın özünü anlayamamışlar. Bu satırların yazarı bendeniz de bir devlet memuru ve öğretim elemanıyım, üç aşağı beş yukarı aynı işle uğraşıyoruz. Sadece öğrencilere gerçekçi olmaları gerektiğini hatırlattım o kadar.
Öğretmenlik mesleğinin neresi küçültülmüş onu da bilemiyorum, bu tür kendinden menkul “büyüklük” ve “kutsallık” gerekçelerini keşke biz de bilsek. Yok doğruların söylenmesini rahatsız edici buldularsa, gerçek konumları açığa çıkarıldığı için rahatsız oldularsa o ayrı mesele.
Keşke bu arkadaşlarınız size tepki göstereceklerine şahsi kanaatlerini burada yazsalar da fikirlerini tam olarak öğrenebilsek.
İlginiz için teşekkürler.
Bahadır Akın
[…] filan demişken, geçenlerde blog açtı dediğim bir akademisyen arkadaş tutup kariyer yazısı yazmış, gelen bir yorumu görünce “iki dakikada ortalığı karıştırmışsın, ne beceriksiz […]
Bir zamanlar iktisadi bilimler fakülteleri çok yüksek puanla öğrenci alıyorlardı günümüze baktığımızda bunun yerini eğitim fakülteleri almış durumda…
o zaman şöyle bir soru geliyor aklıma acaba o dönemlerde devlet memuru olabilmek için mi bu bölümler daha revaçtaydı? Çünkü baktığımızda buğün devlet memurluğunun yolu eğitim fakültelerinden geçiyor? (devlet memurlarının %50′lik kısmını öğretmenler oluşturmaktadır)
ben polis meslek yüksek okulunda okuyorum ve 7 ay sonra mezun olucam emnıyet genel mudurlüğü ve anadolu ünv. arasında yapılan bir anlaşmaya göre sınavsız bir şekilde işletme bölumunun 3. 4. sınıfını okuyabılıyoruz pekı ben işletmeyi bitirdikten sonra nasıl kaymakam olurum yardım edersenız çok mınnettar kalırım şimdiden teşekkür ederim…
Burak KELEŞ, kaymakamlık sınavları var tabi kpss sınavlarına girmen gerekiyor.her meslek sınavla artık.
Merhaba ;
Sizleri yeni bir oluşum hakkında bilgilendirmek istiyoruz.İlgilenirseniz aramızda görmekten ve bilgi ,tecrübelerinizden yararlanmaktan mutluluk duyacağız.
Teşekkür ederiz.
Global Yenilikler Kütüphanesi ” Değişen Dünyayı Yakalamak Hedefimiz ”
Global Yenilikler Kütüphanesi Nedir ?
Toplanmış veya Üretilmiş Yenilikçi bilgiyi barındıran bir bilgi bankasıdır.
Bilgi Bankası Nasıl Oluşmaktadır.
Global Yenilik Paylaşım Grubu üyeleri , ürettiği veya ulaştığı yenilikçi bilgiyi Global Yenilikler Kütüphanesine koyarak herkesin paylaşımına sunar.
Global Yenilik Paylaşım Grubu kimdir ?
Yenilikler konusunda düşüncelerini paylaşmak veya yenilikleri gözlemlemek isteyen herkes G.Y.P.Grubu Üyesi tanımına girmekte olup grup üyesidir.
Yenilikleri Neden Paylaşıyoruz ?
Bu yaklaşım ,21.yüzyılda yeni ürün ve hizmetleri bireylerin belirleyeceği düşüncesiyle birleştirildiğinde ,oluşmaya başlayan Megatrendlerden birisi olarak gösterilmektedir.
Global Dünyayı Yakalamak için www.globalyenilik.blogspot.com adresini ziyaret ediniz.
Bahadır Bey öğretmenlerimize haksızlık yaptığınızı düşünmüyor musunuz? Siz üniversitenizin kampüsünde ders verirken öğretmenlerimiz dağ tepe köy kent demeden Türkiye’nin her yerinde her şartta görev yapmaktadırlar. Hangi şartlarda görev yaptıklarından uzun uzadıya bahsetmeyeceğim. Bu konuyu sadece maddi yönünü değil sosyal yönlerini de araştırıp yazınızı yazmanızı en azından sadece öğrencilerinizle değil görev yapan öğretmenler ve işsiz olan öğretmenlerlede görüş alışverişinde bulunsaydınız daha sağlıklı yorum imkanınız olurdu.
Ayrıca o kadar çok özel sektörden bahsedip devlet memuru ve özellikle öğretmenlerimizi eleştirip, devlet üniversitesinde görev yapmanız bir tezat değil midir?
Oktay bey,
Öğretmenlerimize haksızlık yapmaktan ziyade, öğretmen okuluna gitmeden önce o branşa talep olup olmadığını incelemelerini tavsiye ediyorum. Yazımda halen çalışan öğretmenlerimize dönük herhangi bir olumsuz ifade bulunmamaktadır. Öte yandan öğretmenlere tanınan bazı imtiyazlardan bahsetmemden rahatsız olmuşsanız buna gerek yok, ben sadece kendi öğrencilerimin söylediklerini gerçeklik payı taşıdığı için buraya aktardım.
Zor şartlar altında görev yapan öğretmenlerimiz tabii ki vardır ve bu da mesleğin cilvesidir, yarın o öğretmenimiz de kendi memleketine tayinini çıkartacaktır, bunlar bu işe giren kişinin katlanması gereken sonuçlar.
İşsiz olan öğretmenlerimiz için ihtiyaç yoksa siz ne yapılmasını tavsiye ediyorsunuz?
Devlet üniversitesinde görev yapınca sadece devlet memuru olmayı yüceltmem gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Dikkatli okursanız ben öğrencilerime Devlet Memuru olmanın cazip olduğunu ama çeşitli sebeplerle, KPSS, sözleşmeli olma vs. zorlaştığını, dolayısıyla özel sektör veya kendi işini kurma alternatifini de dikkate almalarını tavsiye ediyorum. Yarın okul bitince aynı haberde geçen öğretmenlerimiz gibi feryat etmemeleri için bu ihtimale de bakmalarını söylüyorum. Bunun benim devlet üniversitesinde çalışmamla ilgisi yok. Özel üniversitede çalışsam ve çocuklara devlette iş bulmaya çalışmalarını söylesem de yanlış olmaz, bunlar birer “Kariyer” alternatifidir ve dersin konunsu gereği tartışılır.
Verdiğim dersin adı da İşletme Yönetimine Giriş, bu dersi alan öğrenciye ne anlatmamı tavsiye ederdiniz?
Son olarak, yazıda öğretmenleri kırıcı ifade yoktur, yanlış yer varsa ilgili metni bana gösterin öyle konuşalım, böyle genel olursa bir yere varamayız. Sizi kızdıran hangi kısmıdır, işsiz bir öğretmen misiniz, nedir?
Selamlar.
merhabalar ben şu an polis memuru olarak görev yapmaktayım.Ayrıca Emniyet Genel Müdüdürlüğünün bize sunmuş olduğu a.öf. üniverstesinin iktisat ve işletme bölümünün 3.sınıfından başlayarak 4. yıllık mezunu olma imkanından yararlandım.Ben şunu merak ediyorum.Ben şu an mali müşavirlik sınavına hazırlan mak istiyorum fakat,memur olduğum için 2.yıllık sıtajı yapabilir miyim böyle bir yasal hakkım var mı onu merak ediyorum Ayrıca şu an işletme mezunuyum.Beni cevaplandırırsanız sevinirim. Teşekkür ederim.
Yorum Yapın