Geçtiğimiz günlerde sayın YÖK başkanı üniversitelerin paralı olması gereğiyle ilgili bir açıklama yaptı. YÖK başkanı açıklamasından ben maddi durumu iyi olan öğrencilerin okula parayla devam etmesi, maddi durumu iyi olmayan ama okulda okumaya hak kazanmış öğrencilere devletçe burs ve ilave kredi verilmesi gerektiği anlamı çıkardım. Hakikaten de tamamen bedava sayılacak devlet üniversitelerine maddi imkanı iyi olduğu halde ücretsiz devam eden epey öğrenci var. Maddi gücü yeten insanların vergilerden ve borçlardan finanse edilmesi doğru değil. Tabii maddi gücü yetersiz olanların da kredi karşılığı okuma imkanı bulmaları hakkaniyete daha yakın görünüyor.
Sonuçta eğitim bedava olduğunda devletin gücü düzgün bir okul kurup işletmeye yetmiyor. Görev yaptığım okula bakıyorum, hiç de iç açıcı bir manzara yok. Öğretim üyeleri devlet memuru oldukları için çalışmaları ancak kendi iyi niyetlerine kalmış. Onları zorlayan, denetleyen bir güç yok. Misal ben 15 senedir bu işlerin içindeyim, daha bir gün bana “sen ne anlatıyorsun derslerde” diyen çıkmadı. Bu sistemde yatanla çalışan aynı parayı alır, motivasyon düzeyi düşer. İlaveten okulun binalarının, sınıflarının durumu da pek iç açıcı değil. Öğrenciler mutsuz, hocalar kaygısız, fiziki imkanlar yetersiz. İşte devletin verdiği bedava eğitim. Özellikle Anadoludaki yeni üniversitelerin hali bu. İstisna kabilinden büyük üniversitelerde de belki bazı fiziki şartlar daha iyidir ama eğitim anlayışı farklı değildir.
Dolayısıyla, özel okul mantığıyla çalışacak paralı bir eğitim sistemi üzerinde düşünmekte yarar var. Dikkat edilirse sayın YÖK başkanı “imkanı olmayan fakir öğrenciyi okutmayalım” demiyor. Nasıl dersaneye gitmek için insanlar bedel ödüyorsa, ileride bir fayda umdukları için geldikleri üniversitelere de bir karşılık ödemeleri gerekir diyor. Bu bedeli de hiç gücü yetmeyen burslardan, okul bitince iş imkanı yüksek olan bölümlerdeki öğrenciler kredilerden sağlayabilir.
Öğrencilere tavsiye ettiğim Homoekonomikus kitabının yazarı Murat Çokgezen de konuyla ilgili ilginç bir noktaya temas etmiş, tümünü buradan okuyabilirsiniz.
“…. Şimdi gidip o günün gazetlerine bir göz atın bakalım, kimden itiraz gelmiş? Öğretim üyeleri sendikasından, öğretmenler sendikasından. Çünkü eğitim sistemi bu şekilde değişirse en büyük zarar görecekler öğrenciler değil, öğretim üyeleri. Sisteme parann girmesi, öğrencilere seçme şansı tanınması, dersine girmeyen, asistanını sokan, mesleğinin gerektirdiği asgari vasıflara dahi sahip olmayan, kerameti kendinden menkul yüzlerce öğretim üyesini rahatsız ediyor.
Bu arada tüm öğrencilere Ekonomi Türk sitesini sürekli izlemelerini tavsiye ederim.
(Resmin alındığı site)
7 Yorum
RSS | Geri Bildirimsevgili hocam
çok güzel bir konuya temas etmişsiniz aslında üniversitelerdeki birçok sorunun kaynagıda bu bence bu zihniyet insanı araştırma yapmaktan yoksun,merak etmeyen,üretmeyen,sadece sistemin kendisine çizdigi rolü kabul edip,başka yola sapmasını engelleyen,körü körüne baglanmayı hedef edinen bir sistem.Yılardır hep aynı şeyleri söylüyoruz yurt dışındaki üniv.neden bizden daha ileri bunun nedenini bilmemek biraz saflık olsada,üniversitelerin bu şekilde işlemesi tabiki bazı insanların menfeatine hizmet ediyor.
Bana kalırsa üniversiteler özelleştirilmeli böylece egitimde kaliteli bilgili çaga ayak uyduran ögrenciler yetişebilir aynı zamanda ögretmenlerde sorgulanıp daha iyi egitim vermeye yönlendirilebilir.
Neyse hocam umarım başınızı ağrıtmamışımdır yazılarınızın devamını bekler size çalışmalarınızda başarılar dilerim hocam
Hiç bir sendika üyesi değilim ama bir itirazda benden… ( Belki de ilave. )
Türkiye şartlarında; kişi başına düşen milli gelire endeksle yorum yapılacak olursa paralı eğitimin bir yerden sonra istifa edeceği kanısındayım.
Boyle bir uygulamanın mevcut ekonomik durum itibari ile elit bir kesime hitab edeceğini ancak zamanla ( gelişme düzeyi ve sosyal politikalarla orantılı olarak ) boyle bir uygulamanın eğitimdeki kaliteyi artıracağı inancındayım.
Burada dikkatinize sunmak istediğim bir ayrıntı daha var. Boyle uygulamarı AKP Hukumet politikası olarak gormek doğru gibi gozukse de; ilkoğretimde verilen bedava kitap kampanyası ile % 100 çelişmekte.Ayrıca üniversitelerde ikinci öğretim sisteminin hayata geçmesi tam anlamı ile paralı eğitim sayılmasada, Türkiyedeki üniversiteler için paralı eğitim adına en gerçekçi örnektir. Bu yönüyle bakıldığında ikinci öğretim sisteminin eğitim kalitesi bakımından daha yuksek olması gerekirken aksine kaygısız bi öğretim felsefesi ile yoluna devam ediyor. Buda işin diğer boyutu bence.
Saygılar..
Hocam,
Seçimle gelmiş hiç bir hükumet “imkanı olmayan fakir öğrenciyi okutmayalım” şeklinde bir tutum alamaz. Muhaliflerin çıkışları bu konuda başka amaçlar için. Bizi düşündükleri için karşı çıkmıyorlar.
Öğrenci olarak ortaokul 3 den beri devlet desteği ile öğrenimimi sürdürmekteyim,(Parasız yatılı, burs, kredi,vb). Zeki fakat yoksul öğrencilere devletten ya da başka kurumlardan burs desteği olmalıdır. Öğrenci zengin ve vasatsa ücretli olarak öğrenim görsün. Vasat ve yoksulsa bu durumda bir önerim yok.
İlave: Devlet elindeki kaynakları doğrudan üniversitelere aktarıp ahlaki (moral Hazard) tehlikesi yaratacağına öğrencilere kredi ve burs olarak versin, biz elimizdeki parayla üniversite seçelim.
devlet bursu kimlere veriyor merak ediyorum…
yakınımda bir arkadaşım kolejden mezun ona burs çıkmış ama başka bir arkadaşım zor güç okuyor ona geri ödemeli galiba devlet tombala çekiyor.tombala çekiyorsa da para parayı çeker misali garibana gelmez:( neyse ben paralı eğitime karşıyım.liberallerde şöyle bir zihniyet hakim parası olan okusun.parası olmayan insan değil mi?onun hakkı yok mu?
bence paralı eğitim hem ii hem kötü. çünkü:paralı eğitim daha avantajlı ama herkesin özel okullara gidemeyecek gücü olmayabilir:) bence:)
ben bu siteye münazara için girmiştim ama konumuzun tam tersi çıktı offff:(
Yorum Yapın